Deutch  Spanish Arabic Urdu Bulgarian Bosna Kosova RussiaDÜNYADA AHMEDİYET Japanese Chinese Bangla Italian Belgium Indosian Netherland Norway Sweden Switzerland
Kapat

Uye Girişi

ÜYE GIRISI
Hz.Muhammed (SAV)
Mehdi ve Mesih Mirza Gülam Hz.
Mirza Masrur Ahmed Hz
Cocuk köþesi

camilerimiz

MAKALELER
Diliyle Düzeltmek (Nasihat) Nasıl Olmalı?

Anlatmakta olduğumuz hadisin konusu şuydu “Eğer bir fenalık veya kötülük görürseniz elinizle uzaklaştırın."  Bunun manası nedir? Ve bu hadis nasıl yanlış anlaşılıyor, bunu açıkladık.

İkincisi Resullullah (s.a.v) “Eğer buna gücünüz yetmiyorsa dilinizle söz konusu kötülüğü düzeltmeye çalışın. Bunun manası nedir, onu açıklıyorduk.

En son olarak Resullullah (s.a.v)‘in şöyle buyurduğunu anlatmıştık.  “Bir müslüman başka bir müslüman için ayna hükmündedir.” Ve bu hadisin ne manaya geldiğini söyledik.

Şimdi, nasihat Kuran-ı Kerim’in koyduğu bir şarttı.  "Vetaba sabır hakkı vetaba sabır hak."

Yani "mümin nasihat ettiği zaman doğru ne kadarsa onu söyler." Doğru miktarda söz eder  yalan ve yanlış yollara başvurmaz.  Ne kadar hak ne kadar doğru ise o kadar nasihat eder. Hak’kın yardımı ile doğrunun yardımı ile nasihat etmeye çalışır.  Ve sabır ile nasihat etmeye çalışır. Şimdi sabır konusuna gelince eğer bir insan gerçekten başkasının iyiliğini istiyorsa, Hazreti Resullullah (s.a.v) gibi kardeşlerinin iyiliğini istiyorsa Resullullah (s.a.v) ‘in taşıdığı derdin aynısını taşıyorsa,  onun Resullullah (s.a.v) ‘in sünnetinden ayrılması mümkün değildir.

Devamını oku...
 
Eliyle Düzeltmek Nasıl Olmalı?

Hz. Resûlüllah (S.A.V.) bir hadisinde şöyle buyurmuştur;“Aranızdan kim bir fenalık kötülük görürse onu eliyle düzeltsin, eğer bunu yapamıyorsa o zaman diliyle düzeltmeye çalışsın, bunu da yapamazsa o zaman kalbinde bunu saklasın. Ve bu üçüncü kısım, kalbinde tutması imanın en zayıf kısmıdır.”

Bu hadisin manası nedir. Bu gün biz bunu açıklamaya çalışacağız. Müslimde bu hadis vardır. Bu hadis çok yanlış anlaşılmıştır ve çeşitli sıkıntılara sebep olmaktadır.

Bazı insanlar bu hadisin birinci kısmını okudukları zaman yani “Bir kötülük, bir fenalık gördüğünüz zaman onu elinizle değiştirin” birisinde bir kötülük gördükleri zaman onu dövmek gerektiğini düşünüyorlar. Hatta İslam ümmetinde bazı insanlar bunu uygulamaktadırlar. Bazı İslam memleketlerinde öyle gruplar kurulmuştur. Mesela bir kadın  tam tesettürlü değilse onu zorla uyarıyorlar “sen niye böyle bir hayasızlık yapıyorsun vs.” diye.

Bakın herhangi bir hadisin sünnete aykırı olan açıklaması yanlıştır. İlk olarak bunu bilmemiz lazımdır. Biz Resûlüllah (S.A.V.)’in hayatını incelediğimiz zaman hiçbir vakit onun zorla birilerine bir şeyler kabul ettirirken görmüyoruz veya bir iyilik işletirken görmüyoruz. Çünkü İslamiyet’in gelişinin amacı Allah’ın rızasını göz önünde bulunduran veya ona göre hareket eden bir toplum yaratmaktır. Eğer bir insan bir hükümet veya bir otorite insanları zorlayarak Allah’ın dinini uygulatmaya çalışırsa o zaman böyle bir otorite İslamiyet’in istediği bir toplum yaratmaktan daha ziyade münafık bir toplum meydana getirmeye çalışıyor. Çünkü bir toplum benden veya bir otoriteden korktuğu için görünürde bir iyilik yapıyorsa o, İslamiyet’in istediği toplum değildir. Çünkü İslamiyet’in istediği toplum Rabbinin rızasını gözeten insanlardan oluşur. Başkasından korktuğu için hareket eden toplum değil.

Devamını oku...
 
İslam'da Niyet'in Önemi

Resûlüllah (S.A.V.) bir hadisinde şöyle buyurdu; “Ey insanlar! Allah-u Teâlâ sizin gönüllerinizi görmektedir, ve onun gözü sizin mallarınızda ya da sizin şekillerinizde değildir”.

Şöyle diyebiliriz ki Resûlüllah (S.A.V.)’in bu buyruğu, cennete veya cehenneme götüren yolun ilk adımını teşkil etmektedir. Allah-u Teala için önemli olan bizim niyetimizdir, bizim kalbimizin içinde sakladığımız düşüncelerdir.

Onun için Kur’an-ı Kerim “Ve in tübdû ma fî enfüsiküm ev tuhfühü yuhasibkum bihillah” buyurmaktadır.

Yani “siz ister içinizdekini dışa vurun, isterseniz onu saklayın Allah onu bilmekte, ve sizi ona göre sorgulamaktadır veya sizi ona göre sorgulayacaktır”.

Niyet o kadar önemli bir şeydir ki bütün hayatımızı ve bizim sonumuzu etkileyen bir şey varsa o da niyettir diyebiliriz.

Bakın! Allah-u Teala Kur’an-ı Kerim’in ta başında bize melekler ve şeytan arasında geçen bir şey anlattı. Allah-u Teala Adem (A.S.)’ı halife olarak tayin ettiği zaman, onun neden halife tayin edildiğini veya bir halifeye neden ihtiyaç duyulduğunu melekler de anlayamadı şeytan da anlayamadı. Kur’an-ı Kerim’in dediğine göre Allah-u Teala meleklere Adem (A.S.)’ın halife olarak tayin edilişinin hikmetini anlattı buna karşılık şeytanı ise huzurundan kovdu. Neden?

Devamını oku...
 
Yalan Söylemek Caiz mi?

Bugün Almanya’daki Meclis-i Huddam-ül Ahmediye’nin yıllık toplantısı başlayacaktır. Bundan dolayı bugünkü cuma hutbesinde huddama da hitap edeceğim. Bugünkü hutbemin konusu demin okuduğum ayeti kerimedir. Bu ayette Allah c.c. Ebadürrahman yani Rahman’ın kullarının vasıflarını anlatmaktadır. O şöyle buyurmaktadır:

“Vellezine La yeşhedunezzüre ve iza merru billağvi merru kirama”

Yani “Ebadürrahman” (Rahman’ın kulları) yalan şahitlik etmez veya yalanı ziyaret etmezler, onun yüzünü dahi görmezler."

“Yeşhedunezzur” yukarıda belirtilen her iki anlamı taşımaktadır. Nitekim Kuran-ı Kerim Ramazan hakkında şöyle der: “Femen Şehide Minkümüşşehr” kim ramazanın yüzünü görürse.... ?

Şimdi “la yeşhedunezzur”un bilinen bir meali “Ebadürrahman yalan şahitlik etmez” şeklindedir. Ama bu ayette vurgulanan konuyu göz önünde bulundurursak bunun birinci derecedeki meali şöyledir: “Ebadürrahman yalanın yüzünü dahi görmez”. Bu ayetin son bölümü olan “ve iza merru billağvi merru kirama”nın meali şöyledir: “Ve lağv (boş, lüzumsuz) şeylerin yanından geçerken pek ağırbaşlı olarak geçerler.

Lağv olan her şey de bir çeşit yalandır. İşte bundan dolayı sözün gelişi ve ayetin anlatım biçimi “Ebadürrahman yalanın yüzünü dahi görmez” şeklindeki meali  doğrulamaktadır.  

Devamını oku...
 
Tevhidi Yaymanın Yolu

Avrupa veya Asya nerede olursa olsunlar, Allah (c.c.) yeryüzünde yaşayan temiz ruhların hepsini Tevhide çekip İslâmiyet üzerinde toplamayı hedef edinmiştir. Allah’ın (c.c.) bu isteğini gerçekleştirmek için dünyaya gönderildim. Siz de yumuşaklık, güzel ahlâk ve ısrarla duaya yönelmekle, bu hedefi gerçekleştirmeye uğraşın.

İnsanların dertlerine ortak olmak ve nefislerinizi temizlemek suretiyle “ruh-ül kudüs[1]”den pay alınız. Çünkü gerçek takvaya sahip olabilmesi için insanın ruh-ül kudüs’e sahip olması gerekir.

Nefsanî duygularınızı tamamıyla terk edin ve Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmak için daracık bir yola girin. Öylesine dar bir yol ki, ondan daha dar bir yolun düşünülmesi mümkün olmasın. Dünya lezzetlerine özenmeyiniz çünkü onlar sizi Allah’tan (c.c.) ayırırlar. Allah (c.c.) için acı bir hayatı tercih ediniz. Biliniz ki, Allah’ın (c.c.) rızasını kazandıran dert, öfkesine yol açan lezzetten ve hoşnutluğuna kavuşturan yenilgi, gazabına uğratan zaferden daha hayırlıdır. O’nun gazabına yaklaştıran sevgiyi terk ediniz. Tertemiz bir kalple ona yöneldiğiniz takdirde, (tuttuğunuz) her yolda size arka çıkacak ve düşmanınız size zarar veremeyecektir.

Devamını oku...
 
Namaz İçinde Ana Dilinde Dua Etmek

Namazdayken kendi dilinizde Allah’a (c.c.) dua edin. Secdede, her oturuşunuzda, rükû ve kıyam[1] esnasında, kısacası namazın her yerinde dua edeniz. Ana dili Arapça olmayan veya Arapçayı anlamayan, Kur’ân sureleri ve diğer namaz dualarının Arapça okunması dışında, namazdayken kesinlikle kendi dilinde dua etmeli. Ayrıca Arapça olarak okuduğu duaların ve surelerin ne anlama geldiğini de öğrenmeli.

Namaz kelimelerini okus pokus okunur gibi okumayın. Tersine onun manaları ve gerçeğini öğrenip irfanı elde edin. Namaz içinde Allah’a (c.c.):

"Ey Rabbimiz! Biz Sen’in günahkâr kullarınız. Nefsimiz bize galip gelmiştir. Sen bizi bağışlayıp dünya ve ahiret afetlerinden koru!” diye dua ediniz.

Bugünlerde Müslümanlar namazı ellerinden geldiğince çabuk kılarlar. Ama namaz bittikten sonra uzun uzadıya duaya dalarlar. Bu (dua şekli) bir bidattir.  Tazarru[2], rûcu[3], rikkat[4]ile edilen duadan boş olan namaz zaten, bozulmuş bir namazdır. Gerçek namaz ise, duasının tadı damağınızda kalan namazdır.

Devamını oku...
 
Tesbih Çekmek Ve Tesbih Etmek Arasındaki Fark

Adamın biri Vadedilen Mesih ve Mehdi’ye (a.s.), eline tesbih alıp çekmenin doğru olup olmadığını sordu.[1]

Vadedilen Mesih (a.s.) şöyle buyurdu:

“Bu şekilde tesbih çekenin gerçek amacı tesbih tanelerini saymaktır. O, hedeflediği sayıyı tamamlamak ister. Şimdi o, zikretmek veya sayı saymak işinden ancak birisine kendini verebilir. Bu bir gerçektir ki, sayı tamamlamak peşinde olan gerçek tövbeden mahrum kalır. Allah (c.c.) aşkında yok olmuş peygamberler ve diğer kâmil kimseler ne tesbih tanelerini saymış ne de buna gerek duymuşlar. Hak Ehli her an Allah’ı (c.c.) zikrederler. Böyle bir soruyu sormak bir yana bunu düşlemek bile onlara göre beyhudedir. Sevgilisinin ismini sayarak anan bir âşık tanıyor musunuz? Allah’ı (c.c.) gerçekten seven ve kâmil teveccüh ile Allah’a (c.c.) (her an Allah ile meşgul olma) sahip olan kimsenin sayı düşünmesi imkânsızdır. Çünkü zikir onun ruhunun gıdasıdır. O Allah’ı (c.c.) zikrettikçe zevk ve lezzet alır ve bu yolda ilerleme kaydeder. Ama amacı sayının tamamlanması olunca, insan bunu zoraki iş imiş gibi tamamlayacaktır. (Ve hiçbir mertebe elde edemeyecektir.)"

Adamın biri: “O zaman namazdan sonra otuz üç kere tesbih çekmenin hükmü nedir?” diye sorunca,

Devamını oku...
 
İnsanlara Örnek Olmak

İnsanların bazısı için nasihat, kulağın birinden girip diğerinden çıkar. Onlar bu nasihatleri gönüllerine yerleştirmezler. Bol bol nasihat edilmesine rağmen hiç değişmezler. Onlar Allah’ın (c.c.) çok ganî olduğunu bilmelidirler.

O, ızdırapla Kendisine sık sık yönelip dua etmeyen kimseyi umursamaz bile. İnsan bir sıkıntıya düştüğünde veya eşi, çocuğu hastalandığında gösterdiği ızdırabı dua içinde de göstermediği müddetçe duası kabul olmaz. Çünkü ızdıraptan yoksun olan dua tesirsiz ve beyhude bir uğraştır. Allah (c.c.) duanın kabul edilmesi için, ızdırabı şart koşmuştur. Nitekim Kur’ân-ı Kerim:

“(Yine söylesenize) ızdırap çekip Kendisine dua edenin duasına karşılık veren ve sıkıntısını gideren kimdir?”[1] buyurmaktadır.

Cemaatimiz insanoğlu için bir örnek teşkil etmeli. Biatten sonra değişmeyip biatten önceki pis yaşantısını sürdüren, insanlar için kötü bir örnek teşkil eden, amel ve itikat açısından zayıf olan zalimdir. Çünkü o cemaatimizin adının kötüye çıkmasına sebep olur ve biz onun yüzünden itiraz oklarının hedefi oluruz. Kötü örnekten herkes nefret eder. Ama güzel örnek insanı cezbeder. Bazı kimseler bana: “Ben şimdilik cemaatinize dâhil değilim. Ama tanıdığım Ahmedilerin yaşantılarını görüp öğretinizin iyilik dolu olduğunu tahmin ediyorum” diye mektup yazarlar.

Devamını oku...
 
Sadece Dille Biat Yetmez

26 Şubat 1908 tarihinde Vadedilen Mesih (a.s.) sabah yürüyüşü esnasında şöyle buyurdu:

“Ne kadar ilginçtir ki, hocalar minbere çıkıp: Hicri 13’üncü asrın çok uğursuz olduğunu söyleyerek ağıt yakarlardı. Onlar Vadedilen Mesih ve Mehdinin Hicri 14’üncü asırda zuhur edeceğini, bundan dolayı bu asrın İlâhî rahmet ve bereketle dolu olacağını cemaatlerine anlatırlardı. (Büyük hadis âlimi) Sıddık Hasan Han (Hecec-ül Kirame isimli) kitabında evliyaların rivâyetlerini nakledip, onların Vadedilen Mesih’in 14’üncü asırda zuhur edeceği konusu üzerinde birleştiğini bildirmiştir. Ama verilen haberlere uygun olarak Mehdi zuhur edince tavırları birden değişiverdi. Bu değişikliğin sebebi neydi acaba?

Her neyse! Aslında insan içini temizlemeye bakmalı. Çünkü sadece dille biat etmek hiçbir şey ifade etmez.  Biate uygun çaba gösterilmediği müddetçe, biat lafta kalır ve (Allah huzurunda) onun geçerliliği yoktur.   Nitekim Kur’ân-ı Kerim:

“Ey iman edenler! Yapmadığınız birşeyi neden söylüyorsunuz? Yapmadığınız birşey için yaptık diye iddia etmeniz, Allah (c.c.) katında pek çirkin bir şeydir”[1] buyurmaktadır. “Sâbikûn” denilen cemaate katılma fırsatı henüz elinizden kaçmış değildir. Ama onlara katılmanız için her iyilikte en önde olmanız gerekir. Çünkü işe yarayacak olan amellerdir. Çene çalıp, boş söz söylemek kimseyi kurtarmaz.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 39 Toplam: 98

İstatistikler

Bugün: 63
Dün: 149
Bu Ay: 573
Toplam: 69011
Max. Günlük Ziyaret: 465

Kimler Sitede