Mta-türk videolar için tıklayınız.

Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur’an-ı Kerim’de yasaktır.

Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor. Bizce bu insanlar günah işliyorlar. Neden günah işliyorlar? Çünkü Kur’an-ı Kerim’de Allah-u Teâlâ açık ve net ifade ile hasta ve yolcu olan başka günlerde oruç tutsun buyurdu. Kur’an-ı Kerim’de bu konu Bakara Sûresi 184. Ayette ve 185,186,187 de geçiyor. Ve Allah-u Teâlâ orada hasta ve yolcu olan isterse oruç tutabilir demiyor. “Fe iddetün ve min kane minküm merizan ev ala seferin ve iddetün min eyyamin uhar” buyurdu. Yani “Aranızda hasta olan ve yolcu olan orucunu ve sayısını başka günlerde tamamlasın” buyurdu. Demedi isterse tutabilir. Onun için hasta ve yolcunun oruç tutması günahtır, doğru değildir.

Hamile veya emziren anne: Tabi bu arada hastalığında çeşitleri vardır, mesela hamile kadın, o da hasta hükmündedir, onun için o da oruç tutmaz. Aynı şekilde emziren bir anne! O da hasta hükmündedir. O da oruç tutmaz.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Hayızlı hanımların durumu: Orucu engelleyen günlerden bir tanesi bayanların hayızlı olduğu özel günleridir veya çocuk doğduktan sonra ki bazı özel günlerdir.

O günlerde oruç tutmak haramdır. Mesela bazı insanlar var, o günlerde oruç tutulabilir de tutulmayabilirde, hatta namaz kılınabilirde kılınmayabilirde diyorlar. Bunu diyen insanlar var, kendilerine din bilgini diyorlar. Bizim bakmamız gereken şu; Resûlüllah sav böyle günlerde oruç tutturdu mu tutturmadı mı hanımlara. Resulüllah sav’in eşlerinden gelen bütün rivayetler şunu gösteriyor ki o günlerde oruç tutmayı yasakladı.[1] Bizim için Resûlüllah sav’in Kur’an-ı Kerimin emirlerini nasıl anlayıp nasıl uyguladığı önemlidir. Çünkü eğer Kur’an-ı Kerim kendi zatında yeterli olsaydı Allah-u Teâlâ yalnızca Kuran’ı indirirdi ve Araplara “Bakın şu kuran elinizde dilinizde Arapça, bunu okuyun ve uygulayın” derdi. Ama Allah-u Teâlâ Kur’an-ı Kerim ile beraber Peygamber sav’ı gönderdi ve Kur’an-ı Kerimde açıkça Peygamberin hareket ettiği gibi hareket edin buyurdu çeşitli ayetlerle. Onun için bizim ölçümüz Resûlüllah sav’in uygulamaları olmalıdır. Resûlüllah sav o günlerde kadınların oruç tutmalarını yasakladı ve eğer bir kadın öyle günlerde oruç tutarsa veya namaz kılarsa sevap değil günah kazanmış olur.

Bayram Günleri: Yine Ramazan bayramının birinci günü oruç tutulmaz ve Kurban bayramı günlerinin hiç birinde oruç tutulmaz.[2] Çünkü Resûlüllah sav “Bayram günü şeytan oruç tutar” buyurdu. Ne demek bayram günü şeytan oruç tutar? Şeytan Allah’ın emrine her zaman ters hareket eder ve eğer bir insan Ramazan da tutmayıp bayramda tutuyorsa veya Resûlüllah sav’in teşvik ettiği günlerde değil de bayram gününde oruç tutuyorsa o zaman bu insan şeytandır. Yani ancak şeytandan böyle bir şey beklenebilir. Bu mana vardır bu hadiste. Çünkü Ramazan içerisinde müminler hep Allah-u Teâlâ istediği için aç kalmışlardır. Sıkıntıya katlanmışlardır. Ve bir mümin Ramazan içinde Ramazanın bereketlerinden nimetlerinden faydalanmıştır. Ve artık o bir sevinç içerisindedir. Ve insan sevinçli olunca mutlu olunca doğal olarak yer içer güzel giyinir vs. Onun için o gün mümin için bayram günüdür. O gün yer içer, sanki Allah onu yedirmiş içirmiş gibi. Çünkü Allah emretmiş o gün ye diye. Ama şeytan o gün inatlaşır yemez.

Ramazan’dan Önceki Günler: Onun dışında 30 şaban, yani 30 şaban derken Ramazandan bir gün önce, bazen bulutlar olur ve hava açık değildir, acaba Ramazan başladı mı, başlamadı mı? Buna “Yevmi şek” yani şüpheli gün denilir. O günde de oruç tutulmaz. Hatta Resûlüllah sav bir hadisinde “Siz Ramazanı oruçla karşılamayın”[3] buyurdu. Onun için Ramazandan hemen önce oruç tutulmaz.

Hatta Resûlüllah sav şaban ayında oruç tutardı ve buna rağmen şaban ayının ortasından sonra oruç tutulmasın diye buna dikkat ederdi. Ve emretmiştir “Siz Ramazanı oruçla karşılamayın”.

Aşure Günü: Bunun dışında 10. Muharrem günü. Buna aşure günü deniyor. O günde de oruç tutulmaz. Çünkü o gün Yahudiler oruç tutarlardı. Sadece o gün oruç tutulmaz ama bir insan tutmak istiyorsa bundan bir iki gün önce başlayıp tutabilir. Sadece ona mahsus oruç tutulmaz. Çünkü Resûlüllah sav Ramazan farz edilmeden önce aşure günü oruç tutardı. Kendisine rivayet edilmişti. Yahudilere sormuş siz niye o gün oruç tutuyorsunuz. Onlar “Allah-u Teala aşure günü Musa’yı ve ona inanan İsrail oğullarını Firavunun zulmünden kurtardı ve Musa 10. Muharrem günü oruç tutulmasını emretti” dediler. Bunun üzerine Resûlüllah sav “Ben Musa’ya sizden daha yakınım” deyip o gün oruç tutmaya başladı[4] ama bunu Ramazan farz edilmeden önce yapardı. Ramazan farz edildikten sonra zaten su gelince teyemmümün hükmü kalmaz.

Cuma Günü: Bunun dışında Cuma günü sadece Cuma günü oruç tutulmaz.[5] Cumadan bir iki gün önce bir iki gün sonra birleştirerek tutulabilir.

Nevruz Günü: Sonra Nevruz bayramında oruç tutulmaz. Bazı milletler var, onlar Müslüman olmalarına rağmen eski şirk günlerinden kalma geleneklerine devam ediyorlar. Onlar Nevruz bayramında oruç tutarlar, böyle şeyler dinimizde doğru değildir.

Ve bu konuyla ilgili şunu da söylemek istiyorum. İslamiyet’te sahur yemeden yani üst üste oruç tutmayı da Resulullah sav hiç uygun görmedi. Unutmayınız Ramazan'da sahurun birçok bereketleri vardır. Bu bereketleri kaçırmayınız. Ancak sahurda asıl bereket yeme içmeden ziyade hiç değilse iki rekât bile olsa kılınacak nafile namazdır.

Bahsettiğimiz bu gibi durumlarda oruç tutmak bazen haramdır, bazen uygun değildir. Bunlara da dikkat etmemiz gerekiyor.


[1] 1) Aişe (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in yanında adet hali görürdük de tutamadığımız günler sayısınca orucu kaza etmemizi bize emrederdi.”

İbni Mace 1670

2) Ebu Seleme (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:

“Aişe (Radiyallahu Anha)’yı işittim şöyle diyordu:

Ben üzerimde Ramazan ayından oruç borcu olurdu da Şaban ayı gelmeden bu borcu ödeyemezdim.”

Buhari 1819, Müslim 1146, Malik 1/308/54, Ebu Davud 2399, Nesei 2318, Tirmizi 783, İbni Mace 1669, İbni Huzeyme 2046-2048, Beyhaki 4/252, Tayalisi 1509, Ahmed 6/124-131-179

3) Muâze (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:

Aişe (Radiyallahu Anha)’ya sordum:

−Hayzlıya ne oluyor da orucu kaza ediyor, namazı kaza etmiyor? dedim. Aişe (Radiyallahu Anha):

−Sen Haruradan mısın? dedi.

Ben:

−Harura’dan değilim fakat öğrenmek istiyorum dedim. Aişe (Radiyallahu Anha):

−Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kadınları hayz oluyor, hayz bize isabet ediyordu. Orucu kaza etmekle emroluyor, fakat namazı kaza etmekle emrolunmuyorduk dedi.”

Müslim 335/69, Ebu Avane 941-942, İbnu’l-Carud 101, İbnu’l-Münzir 782, Abdurrezzak 1277, Ahmed 5/231

[2] Buhârî, Savm: 66; Müslim, Sıyam: 22

[3] Müslim: Sıyam: 3; İbn Mâce, Sıyam: 5

[4] Buhârî,Savm, 69; II, 251; Müslim, Savm, 127; I, 795

[5] Buhari, Savm, 63; Müslim, Sıyam, 147


Related news items:
Newer news items:
Older news items:

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 26

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş n...

Video

Downloads: 75

Müslüman Ahmediye Cemaati, muhaliflerin bütün gayretine rağmen, Allah'ın izniyle ilerlemeye...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler