Mta-türk videolar için tıklayınız.

Hutbenin Özeti

Huzur-i Enver, 19 mayıs 2017’de Londra’da Beytül Futuh camiinde Cuma hutbesi irşad etti. Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şöyle buyurdu: Hz. Resulüllah’a (sav) inen öğreti bize her konuda yol gösterir. Eğer aramızdan her biri bu öğretiye göre hareket eden insanlar haline gelirse çok güzel bir toplum kurulabilir. Kuran-ı Kerim’de çok sayıda emir vardır, ancak Allah-u Teala onların hepsini bir yerde tek bir cümle içinde özetlemiştir. Şöyle buyurmuştur:

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖى رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ

Andolsun ki, sizin için Resûlullah'da güzel örnek vardır. (Ahzap suresi, ayet 22)

Hz. Resulüllah’ın (sav) hayatı, ev hayatından toplumsal ilişkilere kadar, Kuran-ı Kerim’in bütün hükümlerine uyan bir hayattı. İşte gerçek başarı, bizler her konuda bu örneği göz önümde tutarsak elde edilebilir.

 

 

Bazen insan, büyük işlerde çok güzel örnek sergiliyor olur. Fakat zahiren küçük görünen konularda, hiçbir önemi yokmuş gibi onları gözardı eder. Eğer hayatımızı sükun dolu bir hayat yapmak istiyorsak, Yüce Allah’ın lütuflarını elde etmek istiyorsak, o halde efendimiz ve tabi olduğumuz hz. Resulüllah’ın (sav), her konuda bize gösterdiği o güzel ahlakını hayatımızın bir parçası yapmak şarttır.  Üstelik bu çağda, hz. Resulüllah’ın (sav) sadık hizmetkarı bunları açıklayarak bizim önümüze serdi ve onlara göre hareket etmemiz gerektiğine dikkatimizi çekti.

Şimdi ben bu konuyla alakalı olarak, erkeklerin çeşitli sorumluluklarıyla ilgili bir şeyler söyleyeceğim.

Erkeklerin, evin reisi olması bakımından da sorumlulukları vardır, koca olması hasebiyle de, baba olması hasebiyle de ve de evlat olması hasebiyle de sorumlulukları vardır. Eğer erkekler bu sorumluluklarını anlarsa ve onları yerine getirmeye çalışırsa, toplumun huzuru, sevgisi ve kardeşliğini çok geniş bir şekilde kurmanın vesilesi olur. Bunlar evlatların terbiye edilmesinin vesilesi olup, huzur dolu ve insanlığın haklarını sağlama alan nesillerin çoğalmasının yolu olur. Evlerin huzuru ancak bu konular sayesinde sağlanabilir. Bugünlerde evlerden şikâyetler gelmektedir ki erkekler ne hanımlarına saygı gösterirler, ne onların caiz haklarına riayet ederler, ne de çocukların terbiye edilmesi sorumluluğunu eda ederler.  Onlar sadece ismen reisdirler. Bu gibi şikayetler Hindistan’dan da Pakistan’dan da gelir. Kocalar hanımlarını döve döve bedenlerini yara bere içinde bırakmışlar yahut, yüzleri şişene kadar dövmüşler. Eğer hz. Mesih-i Mevud’a (as) inandıktan sonra bile cahil insanlar gibi kalacaksanız, o zaman kendinizi değiştireceğinize dair söz vererek biat etmenin hiçbir faydası yoktur

Hz. Resulüllah (sav) evin reisi olması hasebiyle ilk önce tevhidi kökleştirmenin önemini kendi hanım ve çocuklarına iyice açıklayarak ona göre davranmalarını sağladı. Ancak bu işi de sevgi ve muhabbet ile yaptı, sopa zoruyla değil.

Hz. Resulüllah (sav) son derece meşgul olmasına rağmen ev halkının haklarına riayet etti ve de sevgi, yumuşaklık ve muhabbet ile bu hakkı eda etti. Onlarda ilk olarak, sorumluluklarının tevhidi kökleştirmek, Allah’a ibadet etmek olduğu duygusunu yarattı. Nitekim hz. Aişe (ra) şöyle beyan eder: Hz. Resulüllah (sav) geceleri nafile ibadet için kalkardı ve sonra sabah namazından biraz önce nafile kılmamız, Allah’ın hakkını eda etmemiz için su serperek bizi kaldırırdı.

Hz. Aişe (ra) Hz. Resulüllah’ın (sav) evdeki işlerinin detaylarından bahsederek şöyle der:  Hz. Resulüllah (sav) kendi elbisesini kendisi yamar, ayakkabısını onarır, evi süpürürdü.

İşte bu örnekleri göz önüne alarak kocaların kendini muhasebe etmesi lazım.

Bir defa hz. Resulüllah (sav) şöyle buyurdu: Müminler arasında kamil iman sahibi olan, ahlakı güzel olandır. Ve ahlak bakımından iyi olan, hanımlarıyla iyi geçinendir.

İşte, hanımıyla iyi geçinmeyen her şahsın muhasebe etmesi lazım ki bu konu, iman seviyesinin yüksekliğinin de bir alametidir.

Hz. Mesih-i Mevud (as) kocaların sorumluluklarından ve hanımlarıyla iyi geçinmesi gerektiğinden bahsederek şöyle der: Kadınların, fahşa[1] dışındaki bütün zaaf ve kusurlarına katlanmak gerekir. Erkek olup da kadınlarla kavga etmek tam bir utançtır. Huzur-i Enver şöyle dedi: Küçük küçük şeylerden dolayı hanımlarıyla kavga eden, el kaldıran erkeklerin biraz bilinçli olması lazım. Söylediğim gibi zahiren küçük gibi görünen bu şeyler, aslında küçük değildir. Bazı erkekler, hanımda şu şu kötülükler var, o yüzden sert davranmak zorunda kaldım, derler. Erkeklerin önce, dinin standardına tam olarak uyuyorlar mı diye kendilerini muhasebe etmeleri lazım. Hz. Mesih-i Mevud (as) böyle erkeklere nasihat ederek buyurur ki,  eğer erkek Allah’ın yolunda yürümezse kadın nasıl salih olabilir? Birinci şart erkeğin takvalı olmasıdır, o zaman hanımı da dindar olacaktır. Hanımlara laf ile nasihat etmemek lazım, tersine fiili olarak nasihat etmek lazım, işte onun etkisi olacaktır. Kendisi Allah’tan korkmayan birisinden hanımı neden korksun. Koca geceleri kalkıp kalkıp dua ettiğinde, ağladığında, hanımı birkaç gün ona bakacak, sonunda birgün o da düşünecek ve mutlaka etkilenecek. Kadınlarda etkilenme özelliği çok fazladır, onları düzeltmek için kocasının fiili örneği yeterlidir, hiçbir okul o derece yeterli olmaz. Erkekler kadınlara öyle fırsatlar verirler ki kadınlar onların hatalarını yakalar, bu erkeklerin zulmüdür. Erkekler, kadınların, “benim kocamda filanca kötülük vardır,” diyebilme fırsatını onlara asla vermemeleri lazım. Kadın, araştırmaktan yorulur ve hiçbir kötülük bulamazsa o zaman onda dindarlık düşüncesi olur ve dini anlar. Huzur-i Enver şöyle dedi: Aramasına rağmen erkeğin herhangi bir kötülüğünü bulamazsa öyle bir durumda kadın dindar değilse bile dine ilgisi uyanır. Bir tarafta hz. Mesih-i Mevud’un (as) kendisine biat eden erkeklerden beklentileri vardır, öbür tarafta ise görmekteyiz ki bir çok erkekler hakkında kadınlar şikayet etmektedirler ki namaz konusunda tembeldir, cemaatle namaz şurada dursun evde bile namaz kılmaz, dini bilgileri zayıftır, çanda (sadaka) konusunda bir çok erkekler zayıftır.  Televizyonda beyhude programlar seyrettiklerine dair erkekler hakkında şikayetler vardır. Çocukların terbiyesi konusunda ilgi azlığı olduğuna dair erkeklerle ilgili şikayet vardır. Ve şayet arasıra evin reisi olmak için çaba sarfetse bile, azarlamak ve şiddete başvurmaktan başka bir şey yapmaz. Kadınlar erkeklerden öğrenecekleri yerde bir çok evde kadınlar erkeklere öğretiyor olur, yahut çocuklar bozulmasın diye dikkat çeken kadınlar olur. Hangi evde çocuklarda terbiye eksikliği varsa, bunun sebebi genellikle erkeklerin ilgi azlığı yahut hanım ve çocuklara gereksiz sert davranmalarıdır. Birçok çocuk gelip, babamızın bize veya annemize karşı davranışı iyi değildir, diye bana dahi şikayette bulunurlar.

Velhasıl, eğer evleri huzur dolu yapmak isterseniz, gelecek nesli iyi yetiştirmek ve onları dine bağlı yapmak isterseniz, o halde erkeklerin kendi durumlarına dikkat etmeleri gerekecek. Hz. Mesih-i Mevud (as) erkeklerin dikkatini çekerek daha da nasihatte bulundu: Erkek evin imamıdır, eğer bizzat o kötü etki yaparsa ne kadar kötü etki olacaktır. Erkeklerin kuvvetlerini yerli yerinde ve helal durumda kullanmaları gerekir. Mesela kuvvetlerden birisi kızmaktır, her ne zaman bu ölçüsünden fazla olursa öfkeye ve deliliğe davetiye çıkarmak olur. Aşırı öfkeli bir adamdan, hikmet çekilip alınır. Hatta eğer karşınızdaki bir muhalif bile olsa, ona karşı da öfkeye yenik düşerek konuşmayın.

Huzur-i Enver şöyle dedi: İşte ölçü budur. Evde hanım ve çocuklara öfke ile davranmayın. Bu öfke şurada kalsın, eğer karşınızdaki muhalif bile olsa öfkeye kapılarak ve akıldan uzaklaşarak konuşmamak gerekir.  Cemaatin Islah-u İrşad dairesi ve alt organizasyonların bu konuya dikkat çekmesi lazım. Ve dünyadaki diğer cemaatlerin de kendi terbiyet programlarına daha fazla dikkat çekmesi gerekir. Tebliğ yapılıyor, dini konular öğretiliyor ama evlerde huzursuzluk oluyorsa, tebliğin bir faydası yoktur.

Velhasıl, yuvalar yıkılmadan, çocuklar bozulmadan önce öyle erkeklerin kendi sorumluluklarını anlaması lazım. Hanım ve çocuklarla ilgili bu sorumlulukları onlara yükleyen dindir, bu sorumlulukları İslam belirlemiştir. Kadınların hakları ve onlara karşı davranış konusunda bir defa hz. Mesih-i Mevud (as) şöyle dedi: Kadınların haklarını İslam dininin koruduğu gibi, başka dinler korumamıştır. Kapsayıcı özet kelimelerle buyruldu ki, “Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır,” Hanımların kocalarıyla olan ilişkisi, iki gerçek dostun ilişkisi gibi olmalı. İnsanın güzel ahlakı ve Allah-u Teala ile ilişkisi hakkında ilk şahit hanımlardır. Eğer onların hanımlarıyla ilişkisi iyi değilse, Allah-u Teala ile sulh içinde olması nasıl mümkündür?

Huzur-i Enver şöyle dedi: Erkeklerin baba olmak hasebiyle de sorumlulukları vardır, bunu da iyi anlamaları gerekir.  Çocukları terbiye etmenin sadece annelerin görevi olduğunu zannetmeyin. Şüphesiz belli bir yaşa kadar çocukların vakti annelerinin yanında geçer ve çocukluk çağında annelerin terbiyesi çok önemli rol oynar. Ancak bundan dolayı erkekler kendi sorumluluklarından kurtulmuş olmazlar. Babaların da çocukların terbiyesinde kendi rollerini üstlenmeleri lazım.  Özellikle erkek çocuklar yedi sekiz yaşına geldikten sonra babalarının ilgisine muhtaç olurlar. Aksi takdirde özellikle bu Batı dünyasının ortamında çocukların bozulma ihtimali daha fazladır.  Babaların bir yandan çocuklara saygı göstermesi gerekir ki böylece ahlakları güzel olsun, diğer yandan onların durumlarını inceden inceye dikkatle incelemesi lazım ki bu ortamın kötü etkilerinden korunsunlar. Babaların başka bir diğer sorumluluğu daha vardır ki onlar bir taraftan çocukların terbiyesine fiilen dikkat etmeleri gerekirken diğer yandan da onlar için dua etmeye de özen göstermeleri gerekir. Bu da çok önemlidir.

Hz. Mesih-i Mevud (as) şöyle der: Gerçek hidayet ve terbiye, Allah-u Teala’nın işidir. Katı bir şekilde bir işin peşine düşmek yahut haddinden fazla ısrar etmek, hidayetin sahibi olarak kendimizi gördüğümüzü ve sanki onu kendi isteğimize uygun bir yola getirebileceğimizi düşündüğümüzü ortaya koyar. Bu ise gizli şirkin bir çeşididir, cemaatimizin bundan sakınması gerekir. Biz çocuklarımız için dua ederiz ve basit bir şekilde kurallara ve edep öğretilerine uymasını sağlarız. İşte bu kadar, bundan fazla değil. Ve sonra da bütün güvenimizi Yüce Allah’a bağlarız.  Kimde iyilik tohumu varsa vakti geldiğinde yemyeşil olacaktır. Bazı insanlarda, çocuklar için biraz mal bırakmak lazım düşüncesi de olur. Ben hayret ediyorum ki mal bırakmayı düşünürler ama düşünmezler ki çocuklar salih olsun, talikh olmasın. Yani kötülük yapan ve kötü birisi olmasın bilakis takva sahibi ve iyi olsun. Ancak bunun şuuruna bile varmazlar, bunu umursamazlar da. Allah-u Teala şöyle buyurur: Allah Kendi salih (kullarının) dostu ve kefili olur. Eğer o (çocuklar) kötü insanlar olurlarsa ister onlara yüzbinlerce lira bırakın, onlar onu kötü işlerde çarçur edip tekrar muhtaç olacak ve hak ettiği musibet ve sıkıntılara yine düşecektir.

Huzur-i Enver şöyle dedi: İslam, bir yandan babalara, kendi çocuklarının terbiyesine dikkat etmelerini, onlar için dua etmelerini söylerken diğer yandan çocuklara da bazı sorumlulukları olduğunu söyler. Sizler büluğ çağına erdiğinizde anne babalarınızın sizin üzerinizde bazı hakları vardır, onları yerine getirmeniz gerekir. Akrabaların haklarının birbiriyle bağlantısı vardır ki biri diğerine bağlandığında huzur dolu bir toplumu yaratır. Anne-babanın haklarını eda etmenin ne kadar büyük sorumluluğu vardır ve bu ne kadar önemlidir, her müminin bunun idrakinde olması gerekir. Bir erkek çocuğun büluğ çağına erdiğinde anne babasının haklarını nasıl eda etmesi gerektiğini anlatarak hz. Resulüllah (sav) şöyle buyurdu: Bir adam hz. Resulüllah’ın huzuruna çıkıp cihada katılmak istediğini arzedince Peygamber Efendimiz (sav) ona, senin anne-baban sağ mıdır, diye sordu. O adam, evet sağdırlar, deyince hz. Resulüllah (sav), “onlara hizmet et, bu senin cihadındır,” buyurdu.

Bir sahabe şöyle anlatır: Bizler hz. Resulüllah’ın (sav) huzurundaydık. O sırada Beni Selma’dan bir adam geldi ve “ Ya Resulallah (sav)! Anne-babanın vefatından sonra benim yapabileceğim bir iyilik var mı?” diye sordu. Bunun üzerine hz. Resulüllah (sav) şöyle buyurdu: “Olmaz olur mu, sen onlar için dua et, onların bağışlanmasını dile, onların birisine verdikleri sözü yerine getir, onların hayatlarında iyi geçindikleri gibi sen de onların dost ve akrabalarıyla ilişkini devam ettir ve  iyi davran, onların arkadaşlarına saygı ve hürmet ile davran.”

Huzur-i Enver şöyle devam etti: Evlilikten sonra bu sorumluluklara özellikle dikkat etmek gerekir. Eğer insan hikmet ile hanımına karşı olan sorumluluklarını yerine getiriyorsa ve anne-babasına da hizmet ediyorsa; Hanımına da hikmetli bir şekilde kaynana-kaynatanın önemli olduğu hissini aşılıyorsa ve bizzat kendisi de kendi kaynana-kaynatasına hizmeti ve bunun önemini biliyorsa, o takdirde evlerde bazen ortaya çıkan kavgalar asla olmaz.

Bazen inanç ayrılığı yüzünden baba-evlat arasında ihtilaf ortaya çıkar. Cemaate yeni katılan bazıları şimdi bile şu soruyu sorarlar: Bu durumda çocukların babalarıyla iyi geçinmesi ve hizmet etmesi gerekir mi?  Bunun detaylı cevabını hz. Mesih-i Mevud (as) verdi.  Bir adam kendisine şu soruyu sordu: Efendim! Anne-babaya hizmet ve itaat etmeyi Allah-u Teala farz kıldı, fakat  benim anne-babam cemaate katıldığım için benden bıkkındırlar ve benim yüzümü dahi görmekten hoşlanmıyorlar. Nitekim ben size biat etmeye gelmek üzereydim ki onlar bana, artık bize mektup bile yazma, senin şeklini bile görmekten hoşlanmıyoruz, dediler. Şimdi ben bu İlahî emri nasıl ifa edeceğim?

Bunun üzerine hz. Mesih-i Mevud (as) şöyle dedi: Kuran-ı Kerim bir yandan anne-babaya itaati ve hizmet etmeyi emrederken diğer taraftan şunu da bildirir: “Allah-u Teala kalplerinizde olanı çok iyi bilir, eğer siz salih olursanız O Kendisine yönelenleri bağışlar.” Ashab-ı Kiram da böyle sıkıntılarla karşılaştılar, dini mecburiyetler yüzünden anne-babalarıyla onlar arasında çatışmalar olmuştu.  Her ne olursa olsun sen kendi tarafından onların iyiliği ve onlardan haberdar olmak için hep hazır dur, her ne zaman fırsat bulursan bunu elinden kaçırma. Senin niyetinin sevabı sana mutlaka verilir. Eğer sırf din yüzünden ve Allah’ın rızasını üstün tuttuğun için anne-babadan ayrılmak zorunda kalırsan, bu bir mecburiyettir. Her zaman kendi tarafından anne-babanın haklarını eda etme çabası içinde ol ve onlar hakkında dua etmeye devam et ve niyetinin doğru olmasına dikkat et.  Niyetinin doğru olması gerekir.

Velhasıl bugün de aynı soruyu soran insanlar vardır, bu durumda onlar için bu cevap yeterlidir.

Huzur-i Enver şöyle dedi: Sözün özü, bir erkeğin (baba, koca, evlat olması bakımından) değişik makamları sebebiyle sorumlulukları vardır, onları yerine getirmesi gerekir. Evlerinizi öyle bir örnek haline getirmelisiniz ki orada her zaman muhabbet ve sevgi havası yerleşmiş olsun. Bir erkek, hem kocadır, hem babadır, hem oğuldur. Bu yüzden onun sorumluluklarını anlaması lazım. Erkeklerin daha başka makamları da vardır, ancak ben, evin temelini oluşturan ancak bu üç makamından bahsettim. Toplumun barışının garantisi ancak, bu temel noktalarda huzur yerleştiğinde ve olabildiğince güzellik yaratılmaya çalışıldığında sağlanabilir. Allah-u Teala herkesi buna muvaffak kılsın. Amin.

 

Kaynak: https://www.alislam.org/friday-sermon/2017-05-19.html

 

 


[1] Fahşa, edep ve ahlaka aykırı çirkin hareketler demektir, fakat zina bunun dışındadır. Çünkü zina için Kuran-ı Kerim belirli bir ceza öngörmüştür.


Newer news items:
Older news items:

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Video

Downloads: 68

Kuran-ı Kerim ve Hadisler ışığında cinler konusuna doyurucu açıklamaları bu bölümde bu...

Ses-mp3

Downloads: 106

Bakara Suresi 1-6 Tefsiri Konuşmacı S.A. Ahmad 20 Ocak 2011 Skype Toplantısı

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler