Mta-türk videolar için tıklayınız.


Ramazan kelime olarak “Yanmak”, “Isınmak” demektir. Öyleyse ne demektir Ramazan? Mümin Ramazan Ayında Allah-u Teâlâ ile olan ilişkilerini daha çok ısındırıyor. Daha çok Allah sevgisi içinde yanıyor, bu demektir. Ramazan Ayı Kuranı Kerimin vur­guladığı gibi Allah-u Teâlâ’nın cömertliği ile dolu bir aydır. Allah-u Teâlâ zaten cömerttir. Ama nasıl ki bazen kralların belli günleri olur; mesela doğum günü gibi. İşte bu günlerde krallar derler ki “dileyin benden ne dilerseniz”. İşte Allahü Teâlâ bunun için Ramazan’ı koydu. O günlerde isteyin benden ne isterseniz. Ama tabii ki bazı şartlara bağlı!

En başta benimle olman lazım!.. Yani bir kişi o kralın saltanatından değilse, o krala karşı geliyorsa, isyancı ise ve ben senin saltanatını istiyorum derse, o kişiye bir şey vermez tabii ki. Onun için bizim Ramazan Ayı’nı çok iyi değerlendirmemiz lazım. Mesela hepimizin kusuru, ayıbı, eksik tarafları vardır. Hiç değilse kendi kendimizi böyle inceleyelim ve diyelim ki benim böyle bir kusurum var. Bu Ramazan Ayından çıktığım zaman bu kusurdan arınmış olarak çıkmış olacağım. Bir kusurdan arınmak yeterli değildir. Bununla beraber şöyle bir iyilikte yapmalıyım. Bu aynı şuna benzer ki, bir lambanın yanması için nasıl hem pozitif hem negatif akım gerekiyorsa, iman ışığının da yanması için hem pozitif akımın olması lazım yani insanın bir şeyi yapması lazım, hem de negatif akımın olması lazım yani bazı şeyleri de yapmaması lazım. İkisi bir araya gelmediği müddetçe iman ışığı yanmaz. Bunun için hepimiz (bunu herkes kendi düşünmeli), ben şu eksikliğimden kurtulacağım, şu iyiliği de yapacağım diye karar vermeliyiz.

Örneğin bir insan namaz kılmıyorsa, diyecek ki ben namaz kılmaya başlayacağım bu Ramazan'da. Hiç değilse bir vakit başlayacağım. Bunun için bazen şeytan çeşitli yollarla insanı kandırabilir. Mesela derki, namazı bak bilmiyorsun. Onun için önce namazı kılmayı öğren, sonra kılmaya başla. İşte bu şeytanın bir özelliğidir. Şeytan bazen iyiliği emreder. Görünürde bu insana tuhaf gelebilir. Şeytan nasıl iyiliği emredebilir. Şöyle ki; daha büyük bir iyilikten mahrum bırakmak için, daha küçük bir iyiliğe teşvik eder. Namaz kılmak daha büyük bir iyilik! Onun için derki sen önce namaz kelimelerini öğren, daha sonra namaz kıl. Ama onun amacı bize namaz kelimelerini öğretmek değil, daha büyük bir iyilik olan namaz kılmaktan alıkoymaktır. Onun için birisi namaz kılmıyorsa, diyecek ki o kişi ben namaz kılacağım. Bu beş vakit değilse, bir vakit namaz belki kılacak. Bu şu demek değil ki Ramazan içinde kılacak, Ramazan bitince oh namazdan kurtuldum deyip terk edecek. Bu artık onun hayatının bir parçası olacak, o şekilde onu yapacak.

Devamını oku...

Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur’an-ı Kerim’de yasaktır.

Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor. Bizce bu insanlar günah işliyorlar. Neden günah işliyorlar? Çünkü Kur’an-ı Kerim’de Allah-u Teâlâ açık ve net ifade ile hasta ve yolcu olan başka günlerde oruç tutsun buyurdu. Kur’an-ı Kerim’de bu konu Bakara Sûresi 184. Ayette ve 185,186,187 de geçiyor. Ve Allah-u Teâlâ orada hasta ve yolcu olan isterse oruç tutabilir demiyor. “Fe iddetün ve min kane minküm merizan ev ala seferin ve iddetün min eyyamin uhar” buyurdu. Yani “Aranızda hasta olan ve yolcu olan orucunu ve sayısını başka günlerde tamamlasın” buyurdu. Demedi isterse tutabilir. Onun için hasta ve yolcunun oruç tutması günahtır, doğru değildir.

Hamile veya emziren anne: Tabi bu arada hastalığında çeşitleri vardır, mesela hamile kadın, o da hasta hükmündedir, onun için o da oruç tutmaz. Aynı şekilde emziren bir anne! O da hasta hükmündedir. O da oruç tutmaz.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Hayızlı hanımların durumu: Orucu engelleyen günlerden bir tanesi bayanların hayızlı olduğu özel günleridir veya çocuk doğduktan sonra ki bazı özel günlerdir.

Devamını oku...

30 Haziran 2017 Cuma Hutbesi özeti

Huzur-i Enver (Atba) 30 haziran 2017’de Londra’da Beytül Futuh Camiinde Cuma hutbesi verdi. Kelime-yi şehadet ve Fatiha Suresini okuduktan sonra şöyle dedi:

Ramazan, sayısız bereketleriyle birlikte gelir ve muvaffak olan insanlar ondan istifade ederler. Birçokları bana yazarak, farz ibadetlerle birlikte nafile ibadetler yapma fırsatı da bulduklarını söylerler. Ve mutluluklarını bildirerek, dua edin ki bu halimiz devamlı olsun ve kalan eksikliklerimizi Allah-u Teala Kendi lütfuyla gidersin, derler. Biz bunlar üzerinde sebatlı olmaya çalışalım, hatta daha da fazla ilerlemek için gücümüz yettiğince çabalayalım, diye herkesin kendisinin de dua etmesi gerekir. Allah-u Teala bizleri buna muvaffak kılsın.

Devamını oku...

Bilindiği gibi akıl baliğ olan herkese Ramazan orucu farzdır. Orucun farz oluşunun kaynağı nedir?

Ramazan orucunun farz oluşu Kur’an-ı Kerim’in emrinden kaynaklanmaktadır. Bakara Sûresinin 184. Ayeti Kerimesinde Allah-u Teâlâ:

Ya eyyühellezine amenû kütibe aleykümüs-sıyamü kema kütibe alellezine min gabliküm lealleküm tettekûn” buyurmaktadır.

Bu ayetin meali şöyle “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç tutmak farz kılındı”.

Buradaki “gibi” kelimesinden ne anlamaktayız? Yani onların tuttuğu gibi mi oruç tutun, yoksa başka bir anlamı mı var?

Bunun manası onların tuttuğu gibi oruç tutun değildir. Çünkü hepimizin bildiği gibi İslamiyet’teki oruç tutuş şekli katiyen diğer dinlerdekilere benzemez. Mesela İslamiyet’ten önce de farklı şekillerde oruç tutuş şekilleri vardı. Hinduların tuttuğu oruçta bazı şeyleri yemek yasaktır, bazı şeyleri yemek yasak değildir. Özellikle onlar ateş üzerinde pişmiş şeyleri yemezler, onların orucu budur. Katolikler arasında etin yenmesi yasaktır. Yeme içme açısından bu gibi farklılıklar var, bunun dışında tutuş şekilleri de farklı. Mesela bazıları iki üç gün oruç tutuyorlar, bazıları üç dört gün oruç tutuyorlar vesaire. Onun için bunun manası kesinlikle onların tuttuğu gibi oruç tutun değildir. Manası şudur; İnsanoğlunun hepsine bir sorumluluk verilirse bu, insan için teşvik edicidir.

Devamını oku...

9 Haziran 2017 Cuma hutbesi özeti

Huzur-i Enver (Atba) kelime-yi şehadet, taavvuz ve Fatiha suresinden sonra şöyle buyurdu:

Geçen hutbemde, orucun ve ramazanın maksadının, Allah’ın açıkladığına göre, kalplerde takva yaratmak olduğunu anlatmıştım. Bu konu ile ilgili olarak, bunun nasıl elde edileceğine dair Hz. Mesih-i Mevud’un (as) bazı yazılarını sunmuştum. Hz. Mesih-i Mevud (as) bu konuyu kalplerimize yerleştirmek için bir çok yerde onun ayrıntılarını açıkladı ki böylece kalplerimizde bunun önemi kökleşmiş olsun; Bizim  her amelimizde ve ahlakımızda takva görünmeye başlasın. Çünkü eğer takva yoksa hiçbir iyilik de olamaz.

Devamını oku...

26 Mayıs 2017 Cuma hutbesi özeti

Huzur-i Enver (Atba) kelime-yi şehadet, taavvuz ve Fatiha suresinden sonra istihlaf ayetini (24:56) okudu. Tercümesi şudur: Allah, aranızdan inanan (ve yerli yerinde) iyi işler yapanlara kesin söz vermiştir ki O, kendilerinden öncekileri halife kıldığı gibi, onları (da) yeryüzünde halife kılacaktır (ve) onlar için beğendiği dinlerini mutlaka güçlendirecektir. Korkulu (durumların) ardından, kendilerini mutlaka emniyet­li (bir hale) döndürecektir. Onlar, Bana ibadet edecekler (ve) hiçbir şeyi Bana ortak koşmayacaklar. Bundan sonra (da) nankörlük eden olursa, işte itaat dışına çıkanlar (da) kendileridir.

 

Devamını oku...

Cuma Hutbesinin Özeti

Huzur-i Enver (Atba) 12 mayıs 2017’de Londra’da Beytül Futuh camiinde Cuma hutbesi verdi. Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra Bakara suresinin 154. Ayetini okudu:

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اسْتَعٖينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِرٖينَ

Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile yardım isteyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.

Daha sonra Huzur-i Enver şöyle dedi: İnsan, hayatta bir çok problemler ve dünyevî sıkıntılardan geçer, böyle durumlarda sabırdan başka çare olmaz. Bu durumda, dünyalık insanlar ağlaya sızlaya zarara katlanırlar ve birçok küfür kelimesi ve Allah’a isyan kelimeleri ağızlarından çıkar ve bazıları da aklî dengesini kaybeder. Fakat Allah’ın öyle mümin kulları da vardır ki onlar sırf Allah’ın nebisini kabul ettikleri için bu sıkıntılardan geçerler. Onlar hiçbir şikayette bulunmadan bu zorluklardan geçerler. Elbette ki Allah-u Teala’ya mutlaka dua ederler. Derler ki Ey Allah’ım! Bütün bunlar Senin gönderdiğin zatı kabul etmemizden dolayı olmaktadır, o halde Sen sabrımızı da artır, bize yardım da et ve bu zalimlerin zulmünden bizi kurtar, Senin için içinden geçtiğimiz bu imtihanlarda bize sebat nasip et.

 

Devamını oku...

Hutbenin Özeti

Huzur-i Enver (Atba) 14 Temmuz 2017’de Londra’da Beytül Futuh Camiinde Cuma hutbesi verdi. Kelime-yi şehadet ve Fatiha Suresini okuduktan sonra şöyle dedi:

Birçok insan evlatları ve onların iyi yetişmesi için dua ricasında bulunurlar. Allah’ın lütfuyla cemaatimizin ekseriyeti çocuklarının terbiyetine (ilmen ve ahlaken iyi yetişmesine) dikkat ederler. Yüce Allah’ın büyük bir lütfudur ki bu çağda bizim düşüncemiz bu konuya çevrilmiştir. Kuran-ı Kerim’in çeşitli yerlerinde Allah-u Teala, terbiyet için usuller ve dualar öğretti. Bu bir gerçektir ki çocukların terbiyeti kolay bir iş değildir. Bunun için, bu konuyla alakalı olarak Allah’ın açıkladığı şekilde, sürekli çaba ve cihad ve Allah’ın emirlerine  göre amel etmek şarttır. Velhasıl, insanın hep çaba sarfetmesi ve kararlılığı elden bırakmaması şarttır.

Devamını oku...

Huzur-i Enver (Atba) 7 Temmuz 2017’de Londra’da Beytül Futuh Camiinde Cuma hutbesi verdi. Kelime-yi şehadet ve Fatiha Suresini okuduktan sonra şöyle dedi:

Peygamberlerin tarihinde görürüz ki onların cemaatlerine daima muhalefet edildi. Ancak, peygamberler Allah tarafından oldukları için hiçbir muhalefet onların ilerlemesine bir engel olmaz. Hz. Mesih-i Mevud’un (as) ilanından sonra kendisine ve bugüne kadar onun cemaatine aynı tavır sergilenmektedir. Yüce Allah muhalefet olacağını da haber verdi ve cesaret de verdi.

Devamını oku...

23 Haziran 2017 Cuma Hutbesi Özeti

Huzur-i Enver (Atba) 23 haziran 2017’de Londra’da Beytül Futuh Camiinde Cuma hutbesi verdi. Kelime-yi şehadet ve Fatiha Suresini okuduktan sonra şöyle dedi:

Mübarek ramazan ayı geldi ve hızla da geçti. Bizim, bu ayda ne elde ettiğimizi muhasebe etmemiz lazım. Allah-u Teala bu ayda kullarına yaklaşarak dualarını dinler, peki biz O’nun rahmetinden ne kadar istifade ettik, yahut ne söz verdik? Eğer biz, namazları ve cumaları düzenli bir şekilde kılmayı yahut düzenli olarak Kuran okumayı sadece ramazan ayı ile sınırlı tutacaksak, o zaman bu Allah’ı emrine uygun değildir. Ramazan, bir eğitim kampı olarak gelir ve bu aydan geçtikten sonra hayatımızda daha fazla iyileşme olmalı.

Devamını oku...

Hutbenin Özeti

Huzur-i Enver (Atba) 16 haziran 2017’de Londra’da Beytül Futuh Camiinde Cuma hutbesi verdi. Kelime-yi şehadet ve Fatiha Suresini okuduktan sonra şöyle dedi: Takva ile ilgili olarak hz. Mesih-i Mevud (as) buyurur ki, insan ancak, bütün güzel ahlaklar kendisinde bulunduğu zaman takva sahibi olur. Müminin, bütün güzel ahlakları edinmeye ve Allah-u Teala’nın emirlerine uygun ameller yapmaya çabalaması gerekir. Yüce Allah, imanı kökleştirmek için bazı ahlaklardan bahsetti ki onlara göre hareket etmedikçe insanın imanı tehlikeye düşer. Onlardan birisi doğruluk üzerinde sebat göstermek ve yalandan kaçınmaktır.

 

Devamını oku...

2 Haziran 2017 Cuma hutbesi özeti

Huzur-i Enver (Atba) kelime-yi şehadet, taavvuz ve Fatiha suresinden sonra Bakara suresinin 184. ayetini okudu.

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Tercümesi şöyledir: Ey inananlar, oruç tutmak siz¬den öncekilere farz kılındığı gibi (her tür¬lü manevi ve ahlâki fenalıklardan) korunasınız diye, size (de) farz kılınmıştır.

Bundan sonra Huzur-i Enver şöyle dedi: Elhamdülillah, hayatımızda bir başka Ramazan ayını daha geçirmek bize nasip oluyor. Hz. Resulüllah (sav) şöyle buyurdu: Cennet, ramazan ayı için yılın başından sonuna kadar süslenir. Aynı şekilde bir kimse ramazan orucunu iman ile ve kendi nefsinin muhasebesini yaparak tutarsa, onun geçmiş günahları affedilecek. Eğer siz, ramazanın hangi faziletleri olduğunu bilseydiniz, kesinlikle bütün yılın ramazan olmasını arzu ederdiniz.

Devamını oku...

Hutbenin Özeti

Huzur-i Enver, 19 mayıs 2017’de Londra’da Beytül Futuh camiinde Cuma hutbesi irşad etti. Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şöyle buyurdu: Hz. Resulüllah’a (sav) inen öğreti bize her konuda yol gösterir. Eğer aramızdan her biri bu öğretiye göre hareket eden insanlar haline gelirse çok güzel bir toplum kurulabilir. Kuran-ı Kerim’de çok sayıda emir vardır, ancak Allah-u Teala onların hepsini bir yerde tek bir cümle içinde özetlemiştir. Şöyle buyurmuştur:

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖى رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ

Andolsun ki, sizin için Resûlullah'da güzel örnek vardır. (Ahzap suresi, ayet 22)

Hz. Resulüllah’ın (sav) hayatı, ev hayatından toplumsal ilişkilere kadar, Kuran-ı Kerim’in bütün hükümlerine uyan bir hayattı. İşte gerçek başarı, bizler her konuda bu örneği göz önümde tutarsak elde edilebilir.

 

Devamını oku...

Farz ve vacip dışında kalan oruçlar nafile oruçlardır, insan istediği zaman tutar ama Resûlüllah sav’in hayatında bazı belli günler var. O günlerde Peygamber sav oruç tutmayı severdi.

Bir tanesi şevval orucudur. Resûlüllah sav Ramazan ayı sona erdikten sonra altı gün oruç tutardı ve ashabını da teşvik ederdi. Hatta eğer bir insan Ramazan ayı sona erdikten sonra altı gün oruç tutarsa sanki bütün sene oruç tutmuş gibidir buyurmuştur.[1] Yani bayramın ilk günü hariç, bayramın ikinci gününden itibaren 6 gün oruç tutabilirsiniz, yani zorunluluk yok ama tutabilirsiniz, şevval orucu Peygamber sav’ın sevdiği ve övdüğü nafile bir oruçtur.

Sonra yevmi bis dediğimiz günler var. Yani her ayın onüç ondört ve onbeşinci günleri.[2] Bu ay derken kameri aylardan bahsediyoruz.

Onun dışında Resûlüllah sav her hafta Pazartesi ve Perşembe günü oruç tutardı, bu da Resûlüllah sav sünnetiydi.[3] Peygamber sav Ebu Davud adlı hadis kitabında bir hadiste şöyle buyurmuştur; “Pazartesi ve Perşembe günleri amelleriniz Allah’a takdim edilir, ve ben amellerim takdim edilirken oruçlu olmayı severim.”[4] Onun için Pazartesi ve Perşembe günü Resûlüllah sav oruçlu olurdu.

Devamını oku...

Jalsa Salana

Çocuklar İçin Oyunlar, Bulmacalar

Mta Tv (Tr - De)

Mta-tv

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 93

Orijinal adı “Hasti-i Bari Teala” olan kitabımızın girişinde, kitabın yazarıda olan Hz Mirza Beşiruddin Ahmed radiyallahü anh şöyle ...

Video

Downloads: 37

15 Ekim 2010 Cuma Hutbesi

Ses-mp3

Downloads: 101

Bakara Suresi 1-6 Tefsiri Konuşmacı S.A. Ahmad 20 Ocak 2011 Skype Toplantısı

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

MTA Türk

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler