|
Müslüman Ahmediye Cemaati |
|
Müslüman Ahmediye Cemaati, uluslararası alanda Kuzey Amerika, Güney Amerika, Asya, Avustralya ve Avrupa’nın 193 ülkesinde şubesi bulunan dinî bir cemaattir.. Bu, dünya genelinde 300 milyon üyeyi kapsayan, çağdaş tarihin en dinamik İslâm topluluğudur. Ahmediye Cemaati, 1889’da Hindistan’ın Pencap Bölgesinin, Kadiyan adında küçük ve ıssız bir köyünde Mirza Gulam Ahmed (1835-1908) tarafından kurulmuştur. Kendisi, âhir zamanda tüm dinlerin beklediği kişi, yani beklenen müceddid (Mehdi ve Mesih) olduğunu iddia etti. Kurduğu cemaat, İslâm’ın ilk günlerindeki berraklığı taşıyan hayırlı tebliğinin -sulh, umumî kardeşlik ve Allah’ın iradesine teslimiyet – bir kuruluşudur. Hz. Ahmed İslâm’ı, insanlığın dini olarak tanıttı. “Doğru yoldaki insanların dini.” (Beyyine-6.Ayet) |
|
Devamını oku...
|
|
|
Muhaliflere Nasihat Ve Cemaatin Geleceği |
|
(Mehdi (a.s.) bundan 100 yıl önce cemaat daha çok küçükken, aşağıdaki sözleri söylemiştir. Doğruyu arayanlar bu yazıyı bir kez okuyunuz ve şu an ki cemaatin durumuna bakınız. Allah şüphesiz doğruların yanındadır.) Ben Allah (c.c.) rızası için, muhalif din bilginlerine ve onlarla hemfikir olan diğer insanlara: “Küfür etmek ve sövmek soylu bir davranış değildir, ama bu davranışı huy edindiyseniz, ona bir diyeceğim yok” derim. Ben sadece Allah (c.c.) rızası için size nasihatte bulunmak amacıyla diyorum ki; “Eğer benim yalancı olduğuma inanıyorsanız, helâk edilmem için camilerde toplu olarak beddua edin. Yahut kökümün kazınması için her biriniz ayrı ayrı ağlaya sızlaya Allah’a (c.c.) yalvarın." Eğer ben bir yalancı isem, dualarınız kesinlikle kabul edilecektir. Zaten, sizler benim yok edilmem için daima beddua ediyorsunuz. Ama unutmayınız ki, bana beddua ede ede dilleriniz yaralanıp, secdelerde uzun uzun durmaktan burunlarınız aşınsa, gözlerinizin etrafı çürüyüp, kirpikleriniz dökülse, fazlaca akmasından dolayı görme gücünüz azalıp ve en son dimağınız boş kaldığı için sara hastalığına teslim olup deliliğe yakalansanız bile yine de beddualarınız kabul edilmeyecektir. Çünkü ben Allah’tan (c.c.) geldim. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Kendi sözleri ile gelişinin gayesi |
|
Kendi misyonunu açıklarken, hareketimizin kurucusu Ahmed Hazretleri şöyle demişti: “Ben yalnız ve yalnız İslam’ın yaşayan bir din olduğunu ispat etmek için gönderildim ve bana öyle kerametler (mucize) verilmiştir ki başka dinlere inananlar ve içten bizim kör muhaliflerimiz bile onlara nazaran çok küçük bir örnek bile gösteremezler. Kuran-ı Kerim’in kendi talimatı ve hikmet dolu ilimleri ve ince marifetleri ve kamil belağat bakımından, Musa’nın mucizelerinden daha fazla ve İsa’nın mucizelerinden yüzlerce derece daha fazla bir mucize olduğunu gösterebilirim.” |
|
Devamını oku...
|
|
|
Oruç Hakkında Bilinmesi Gerekenler |
Bilindiği gibi akıl baliğ olan herkese Ramazan orucu farzdır. Orucun farz oluşunun kaynağı nedir?Ramazan orucunun farz oluşu Kur’an-ı Kerim’in emrinden kaynaklanmaktadır. Bakara Sûresinin 184. Ayeti Kerimesinde Allah-u Teala: “Ya eyyühellezine amenû kütibe aleykümüs-sıyamü kema kütibe alellezine min gabliküm lealleküm tettekûn” buyurmaktadır. Bu ayetin meali şöyle: “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç tutmak farz kılındı”. Buradaki “gibi” kelimesinden ne anlamaktayız? Yani onların tuttuğu gibi mi oruç tutun, yoksa başka bir anlamı mı var? |
|
Devamını oku...
|
|
|
Ramazan Hakkında Bilinmesi Gerekenler |
Ramazan kelime olarak "Yanmak", "Isınmak" demektir. Öyleyse ne demektir Ramazan; Mümin Ramazan Ayında Allah-u Teâla ile olan ilişkilerini daha çok ısındırıyor. Daha çok Allah sevgisi içinde yanıyor, bu demektir. Ramazan Ayı Kuranı Kerimin vurguladığı gibi Allah-u Teâla'nın cömertliği ile dolu bir aydır. Allah-u Teâla zaten cömerttir. Ama nasıl ki bazen kralların belli günleri olur; mesela doğum günü gibi. İşte bu günlerde krallar derler ki "isteyin benden ne isterseniz". İşte Allahü Teâla bunun için Ramazanı koydu. O günlerde isteyin benden ne isterseniz. Ama tabii ki bazı şartlara bağlı: |
|
Devamını oku...
|
|
|