Mta-türk videolar için tıklayınız.

Çocuklar oyuncakları neden kırarlar

…Yeryüzünde nasıl çeşitli özellikler bulunuyorsa aynı şekilde insanlarda da çeşitli kabiliyetler bulunur. İnsanın içinde bir coşku ve heves vardır; ilerleme, doğruluğa susamışlık, hatadan pişmanlık ve her şeyin aslını öğrenmek için insanın içinde bir çırpınış vardır. Çocuklar daha konuşmayı yeni öğrenirken anne babalarının zihnini yoklarlar ve her söz üzerine soru sorarlar, bu nedir, o nedir. Lambayı görürler, bu nedir diye sorarlar. Kediyi görürler, bu nedir derler. Köpeği görürler, bu nedir diye sorarlar. Kısacası karşılaştıkları her yeni şeyin ne olduğunu anne veya babasına mutlaka sorarlar. Avrupa’da, çocukların böyle sorularının bir araya getirilerek cevaplandığı birçok kitaplar yazılmıştır. Onlar diyorlar ki, çocuklar böyle sorular sormaya başladığında, aslında onların zihinleri işte o zaman gelişmeye başlamış olur.

Anne babalar, bu soruların doğru cevaplarını bilmedikleri için oradan buradan sözlerle onların sorularını gözardı ederler. Çocuk elektriğin ne olduğunu sorduğunda herkes bunun cevabını hemen veremez. Eğer akımdır derseniz o hemen, akım nedir diye soracaktır. Bu durumda birçok insan sessiz kalır, bazıları ise, bu lambadır ve yanar sen bilmezsin, diyerek susturmaya çalışır. Kısacası anne babaların çoğu, çocukların sorularına doğru cevaplar veremedikleri için Avrupa’da bu türden birçok kitap yazılmıştır. Ve o kitaplarda ağır ilmi konular, çocuğun doğrusunu anlayabileceği basit kelimelerle anlatılmıştır.

Ayrıca çocuklarda bir özellik daha bulunur; onlara yanlış bir şey söylendiğinde ağlamaya başlarlar. Eğer ekmek varsa ve siz ona yok derseniz çocuk ağlamaya başlayacaktır. Yahut eğer çocuk hasta ise ve siz ona sen hasta değilsin derseniz ağlamaya başlayacaktır. Çünkü çocukta, bana doğru söz söylenmeli, hissiyatı bulunur.

Aynı şekilde çocuğa herhangi bir oyuncak verin; bir müddet sonra o onu kırıp parçalayacaktır. Onun sebebi şudur: Çocuk, önce şekline bakarak onun aslını anlamaya çalışır ve şeklinden bir şey öğrenemeyince zanneder ki belki de onun içinde bir hakikat vardır. Nitekim bu gerçeğin arayışı ile onu kırar ve sonra da kendisi ağlamaya başlar. İnsanlar, oyuncağı kendisi kırdı sonra da kendisi ağlamaya başladı diye şaşırırlar. Onlar çocuğun niye ağladığını anlamazlar; Çocuk, ben bu oyuncağı, içinde ne olduğunu öğrenmek için kırmıştım ama hiçbir şey öğrenemedim, diye ağlar. O, oyuncak kırıldı diye ağlamaz, çünkü onu kıran zaten kendisidir. Asıl konu, o, oyuncağın aslını anlamak için kırar ama onun aslını öğrenemeyince ağlamaya başlar. Oyuncak da gitti, aslını da öğrenemedim, diye düşünür.

Sonra büyüdüğünde onun çeşitli bilgilere ilgisi olur. Aslında bu ilgi de kendi ilişkileri bakımından olur. Çocuk bazen dışarı çıktığında bir demirciyi çalışırken görür ve o bu işi nasıl yapıyor merakıyla orada durup bakar. Bazen bir marangozu görür ve onu izlemeye dalar. Böylece kendi ilişkileri bakımından biri demirci ustası olmak ister, kiminin marangozluk hoşuna gider. Kimi duvar ustalığından hoşlanır, kiminin başka bir iş hoşuna gider. Bizim evimizde bir hizmetçinin çocuğu var, o, büyüdüğünde katip olmaya heveslidir. Anlaşılıyor ki o bir katibi, son derece güzel harflerle yazı yazarken gördü ve büyüyünce ben de katip olacağım ve bunun gibi ben de güzel harflerle yazı yazacağım diye düşündü.

Bizim ülkemizde çöküşün büyük bir sebebi, çocukların zevkine ve onun tabii ilişkilerine dikkat edilmemesidir. Büyüdüğünde o öyle işlere verilir ki ne  onların onun yapısıyla bir alakası vardır ne de onun bu işlere kişisel meyli olur. Bunun neticesi şu olur ki, o, ömrü boyunca çalışmasına rağmen gelişmekten mahrum kalır. Halbuki olması gereken şudur: ya çocukların zevkine ve tabiatına uygun işler sunulmalı; veya daha çocukluğundayken onun içinde, anne babanın oluşmasını istediği şekilde yönlendirme yapılmaya çalışılmalıdır. Fakat bizim ülkemizde anne babalar, çocuklarda, ne istedikleri şekilde doğru bir heves uyandırırlar ne de onun heveslerini ve doğasını göz önünde tutarlar. Böylece onun içinde iki ayrı karakter oluşur. Çocuk büyüdüğü zaman, onun tabii eğilimi başka ve geçinmek için yaptığı iş başka olduğu için kendi nefsiyle kavga başlar ve sonunda bunun neticesinde onun zihni tamamıyla kör olur.

Gelecek nesillerin düzgün olması ve millî ilerlemenin sadece iki şekli vardır. Ya, öğüt ve nasihatlerle çocuklar doğru heveslere çekilmeli veya çocukluğunda onlara öyle bir ortam sunulmalı ki bizim istediğimiz şekilde düşünmeye başlasın ve bizim istediğimiz şeyleri görsün. Eğer onları özgür bırakırsak ve onlarda kendi isteğimize göre doğru hevesler uyandırmaya çalışmazsak, o zaman geriye kalan yol, çocukların kendi heveslerini dikkate almaktır. Eğer bir çocuk mühendis olmak isterse mühendis yapılmalı, doktor olmak isterse doktor, öğretmen olmak isterse öğretmen yapılmalı. Çünkü biz onda kendi isteğimizi oluşturmadık ve onun içinde kendi isteğimizi yaratmayıp bir de onun kişisel heveslerini kırarsak, bu, oyuncakları alıp kıran ama yine de onun gerçeğini anlayamayan çocuklarınkiyle aynı davranış olacaktır. Biz de bu yüzden, toplumun çok faydalı bir parçasını mahvedenler sayılacağız.

(Tefsir-i Kebir, Mirza Beşirüddin Mahmud Ahmed (ra), cilt 9, sayfa 26-27, Şems suresi, “Ve nefsin ve ma sevvaha” Ayetinin tefsirinden alıntı)

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 288

1896 yılının Aralık ayında, Hindistan’ın Lahor Şehrinde (bugün Pakistan sınırları içinde bulunuyor) Büyük Dinler Konferansı toplan...

Video

Downloads: 88

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler