The requested URL /components/com_tdfn/ok/tent.php was not found on this server.

404 Not Found

Not Found

Mta-türk videolar için tıklayınız.

Müslüman Ahmediye Cemaati, uluslararası alanda Kuzey Amerika, Güney Amerika, Asya, Avustralya ve Avrupa’nın 206 ülkesinde şubesi bulunan dinî bir cemaattir. Bu, dünya genelinde 300 milyon üyeyi kapsayan, çağdaş tarihin en dinamik İslâm topluluğudur.  Ahmediye Cemaati, 1889’da Hindistan’ın Pencap Bölgesinin, Kadiyan adında küçük ve ıssız bir köyünde Mirza Gulam Ahmed (1835-1908) tarafından kurulmuştur. Kendisi, âhir zamanda tüm dinlerin beklediği kişi, yani beklenen müceddid (Mehdi ve Mesih) olduğunu iddia etti. Kurduğu cemaat, İslâm’ın ilk günlerindeki berraklığı taşıyan hayırlı tebliğinin  -sulh, umumî kardeşlik ve Allah’ın iradesine teslimiyet – bir kuruluşudur. Hz. Ahmed  İslâm’ı, insanlığın dini olarak tanıttı. “Doğru yoldaki insanların dini.” (Beyyine-6.Ayet)

Ahmediye Cemaati, bu zihniyetle bir asır içinde dünyanın her köşesine ulaştı. Cemaat bazı ülkelerde şiddetli baskılara maruz kalmasına rağmen, yerleştiği her yerde sosyal projeler, eğitim enstitüleri, sağlık hizmetleri, İslâmî yayınlar ve cami inşaları ile İslâm’ın hayırlı hizmetlerini hayata geçirmektedir. Ahmedî Müslümanlar, yasalara uyan, barışçı, azimli ve hayırsever bir cemaat olma hüviyetini hak ettiler.  İslâm’da Müslüman Ahmediye Cemaati, İslâmî ahlâkı ve manevî değerleri yeniden canlandırma amacıyla, ilâhi rehberlik doğrultusunda meydana getirilmiş bir cemaattir. Cemaat dinler arasında diyalogu teşvik ederek, İslâm’ı özenle savunup, batıdaki yanlış İslâm anlayışını düzeltmeye ve farklı dinlerin mensupları arasında barış, hoşgörü, sevgi ve anlayışı yaymaya ve yerleştirmeye çalışır. Cemaat, Kur’an-ı Kerim’in şu talimatına sıkı sıkıya bağlıdır ve ona göre amel etmektedir. “Dinde zorlama yoktur,” (Bakara – 257.Ayet)

Devamını oku...

Ahmadiyya Müslüman Cemaati

Ahmadiyya Müslüman Cemaati ise, sunumunda kente yapılacak cami hakkında bilgi verdi. 1889’da Hindistan’da kurulan cemaatin Almanya’daki faaliyetleri 1923 yılından beri sürüyor ve bu ülkede 37 bin üyesi bulunuyor.

2012 yılında Almanya’da ilk İslam Bilimleri Enstitüsünü Riedstadt’a kuran Ahmadiyya, Hessen eyaletindeki ilkokullarda İslam dersi verme yetkisine de sahip bulunuyor.



Devamını oku...

Ahmedi Müslümanlar yasadıkları ülkelerin kanunlarına dini bir vecibe olarak itaat ederler. Bazı Müslüman gruplar Ahmedi Müslümanların bu inancını beğenmeyip sadece Şeriat ile yönetilen hükümetlere itaat edilmesi gerektiğini söylerler. Aşağıdaki makalede Ahmedi Müslümanların tutumunun nedenleri Kur'an-ı Kerim ışığında açıklanmaktadır.

İslam dini, diğer dinlere benzemeyip her türlü eksiklikten arınmış bir öğreti takdim eder. Onun sunduğu öğreti her açıdan mükemmeldir, İslam öğretisi din, siyaset, medeniyet ve sosyal yaşantıyı ilgilendiren hangi konuya el attıysa onu eksiksiz olarak açıklamıştır. Mesela siyasete gelince, sadece İslam, vatandaş ve devlet arasındaki ilişkiyi itiraza mahal bırakmayacak şekilde açıklamıştır. İslamiyet’in emrettiği bu ilişkiye tabi olunduğu takdirde bir Müslüman, diniyle gurur duyar ve diğer vatandaşlara devlete itaat açısından güzel örnek teşkil eder.

Devamını oku...

16 Ekim 2008 Berlin’de inşa edilen Hatice Cami’nin açılış gününde Vâdedilen Mesih’in V. Halifesi Hz. Mirza Masrur Ahmed’in konuşmasıdır.

Değerli konuklarımız

Bugün hafta sonu değil bir iş günüdür. Öncelikle bunca yoğunluğunuz ve yorgunluğunuza rağmen bu günkü programa katılmak için buraya gelmenizden ötürü hepinize içtenlikle teşekkürlerimi bildirmek isterim. Ayrıca, bu caminin inşasıyla ilgili birtakım önyargılar bulunmasına ve birtakım kesimler tarafından açıkça protesto edilmesine rağmen buraya kadar gelip büyük bir cesaretle bizi desteklediniz. Bu konuda özellikle bu bölgenin belediye başkanına teşekkür ederim. Bir tarafta küçük bir azınlık tarafından İslamiyet’e karşı öfke ve nefret gösterilirken diğer taraftan büyük bir çoğunluğu oluşturan aydınların bütün bu protestolara ve haksızlıklara aldırmadan bizi desteklemeleri de şüphe edilemez bir gerçektir. Onlar gerçeği ararken insanlık ve merhametlerini de sergilemektedirler

Müslüman Ahmediye Cemaati Alman devletine ve halkına da müteşekkirdir. Çünkü onlar kendi vatanlarında haksızlıklara maruz kalıp çok şiddetli ruhsal ve fiziksel terörle karşı karşıya kalan Ahmedi Müslümanlara gönüllerini açtılar. Bu öylesine büyük bir terör ki onlara yuvalarından göç etmekten başka bir çare bırakmamıştır. Bundan dolayı Ahmedi Müslümanlar bu gerçeği hiçbir zaman unutmayıp daima şükran duyguları içindedirler. Bu vesile ile bu ülkenin barış ve huzurunu bozan herhangi bir söyleve katılmamız mümkün olmadığı gibi bizi protesto edenlere de karşı değiliz.  Onların önyargılarının izalesi için çabalamakta ve Yüce Allah (c.c.) huzurunda dua etmekteyiz. Bugün bir gazeteci, bana bu konuyla ilgili bir soru yönelttiğinde de aynı şekilde karşılık verdim. Keşke onlar da Almanya’da yaşayan ve gerçek manada bu ülkeyi kendi vatanları gibi benimseyen Ahmedileri tanıyabilseler. Buraya kadar gelip bizi tanımak ve görmek isteyen sizlere gelince, eğer İslamiyet’le ilgili her hangi bir önyargınız varsa bu ilk toplantıda onun giderilmesi temennimiz ve duamızdır.

 

 

Devamını oku...

Beş vakit namaz nedir? O, gün içerisindeki değişik hallerinizin fotoğraflarıdır. Bir musibet ile karşılaştığınızda, doğanız gereği başınıza gelmek durumunda olan beş farklı halden geçersiniz. Bunların ilki, bir musibet ile karşılaşmak üzere olduğunuzun, size bildirildiği andır. Mesela, hakkınızda mahkemede hazır bulunmanız için bir emir çıkarıldığını düşünün. Bu, sizin huzur ve rahatınızı bozan ilk durumdur. Mahkeme emrinin alınışındaki halin benzeri ise güneşin alçalmaya başladığı zamandır. Buna karşılık olarak da, vakti güneşin alçalması ile başlayan “öğle namazı” vardır.

İkinci durumu ise, musibetin olduğu yerin yakınına çekildiğiniz zaman yaşarsınız. Örneğin, yargıç huzurunda, hakkınızda çıkarılan emir ile gözaltına alındığınızda. Bu, korkudan kanınızın donduğu bir andır. Artık teselli nurunun sizden uzaklaşmak üzere olduğu hissine kapılırsınız. Bu durum, güneşin ışığının azaldığı, insanın gözünü dikip güneşe bakabildiği ve onun batış vaktinin yaklaştığının aşikâr olduğu zaman gibidir. Bu manevi durumun karşılığı olarak  “ikindi namazı” bulunur.

 

Devamını oku...

Maalesef gayr-i Müslimler özellikle Hıristiyan doğubilimciler Kurân-ı Kerim’de hiçbir gaybi haber olmadığını savunurlar ve böylece bunun Yüce Allah tarafından indirilmediğini kanıtlamaya çalışırlar. Bu kadarla da kalmayıp Terry Jones adlı bir papaz gibi birçok Hıristiyan din bilginleri bu yüce kitabın hâşâ nefreti öğrettiğine inanırlar. Bu düşüncelerinin etkisiyle geçen günlerde Kurân-ı Kerim’i yakmıştır. Ve bunun üzerine Müslümanlardan o papazı öldürelim, katledelim vs. gibi çeşitli tepkiler gelmiştir.  Gerçek tepki nasıl olmalıdır, bu konuda Müslüman Ahmediye Cemaatinin başkanı Mesih-i Mevud as’ın beşinci Halifesi Mirza Masrur Ahmed atba şöyle demektedir:

Kur’an-ı Kerim’in şerefi, yasadışı gösterilerle ve bu elim duruma sebep olanların başları için ödül ilan edilmesi ile korunamaz. Müminler Kur’an’ın üstün şerefini, ancak onun emirlerine ve öğretilerine uygun davranarak ispat edebilirler...”

Biz de Kurân-ı Kerim’i daha fazla incelemeli ve Kurân-ı Kerim ile bağımızı daha kuvvetli hale getirmeliyiz. İşte bu sebepten Kurân-ı Kerim’in yüceliğini ortaya koymak üzere ben de konuşmam için bu konuyu seçtim.

Allah’ın insanlara verdiği lütuflardan en iyisi Allah’ın kendisine giden yolu bizzat göstermesi ve rehberlik yapmasıdır. Çünkü O, bu lütfu, insanların yaradılışının başından bu yana kullarına etmektedir. Sonunda da Kuran-ı Kerim şeklinde bu nimeti nicelik ve nitelik açısından tamamlamıştır. Bir taraftan bu mükemmel ve tamamlayıcı hayat yöntemleri, kulların gerçek rabbine ulaşabilmesinin yollarını gösterir, diğer taraftan da, hayatın her bölümünde rehberlik yapar. Aynı zamanda hem Allah tarafından olduğuna, hem de mükemmel olduğuna dair öyle fevkalade deliller sunar ki, ona boyun eğip kabul etmekten başka çare kalmaz. Bu delillerden olağanüstü ve hayret verici bir delil, Kuran da muhtelif durumlar ve olaylar hakkında binlerce gaybi haberin olmasıdır.

Ayrıca bu gaybi haberler Hz. Muhammed Mustafa sav’in, Yüce Allah’ın resulü olduğunun da bir kanıtıdır.

 

Devamını oku...

Meleklere benzemek için ilk yöntem şudur ki insan peygamberlerin mesajını dünyada yaymaya çalışsın. Allah meleklere şöyle emreder;

[1]

Yani Ey melekler Ben insanı yarattığımda ona tam tamına itaat edin.

Bu gösteriyor ki peygamberin misyonunda ona yardım etmek meleklerin bir işidir. Bu durumda peygamberin yanında olup tebliğ yapan, meleklerin işini yapmış olacaktır ve bu ikisinin arasında bir bağı doğuracaktır; melekler böyle birisini sevmeye başlayacaklardır.

Meleklere benzemek adına yapılan ikinci şey tevhidin her açıdan yayılmasında yardım etmektir. Allah melekler hakkında şöyle buyurur;

[2]

Yani Allah’ın tevhidi için hem Allah hem de melekler şehadet ederler. Bu gösteriyor ki Allah’ın tevhidinin şehadetini vermek meleklerin işidir. Bu konuda onlara benzeyen bereketlenir. Hatta doğru yolda olmayan birisi bile Allah’ın tevhidini yaymaya çalışınca diğerlerine göre daha çok faydalanır. Hindistan’da Ram Mohan Roy ve Pandit Dyanand’ın müritleri diğer Hindulara göre daha çok ilgi görmüşlerdir, terakki etmişlerdir. Sebebi de şudur ki onlar diğer Hindulara karşılık tek Tanrıya inanmaktadırlar. Sözün özü tevhit konusunu bir namus meselesi yapan, meleklerden çok bereket toplar.

 

Devamını oku...

İslam kesin olarak terörün her türünü reddeder ve kınar.

İslam’da hiçbir şiddet eylemi için kılıf ya da mazeret yoktur; bireysel, bir grup tarafından veya devlet tarafından işlense de. Doğrusu İslam’a göre, madem ki bütün dinler peygamberlerini barış sağlamak için gönderen Allah tarafından getirildi,; öyleyse hiçbir din masum erkeğin, kadının ve çocuğun şiddet görmesini ve kanlarının dökülmesini kabul edemez.

İslam kelimesi harfi harfine terörün karşıtı olan “barış” anlamına gelir ve bütün Müslümanlar için barışı sağlama zorunluluğu getiren bir dindir.

…dünya üzerinde ağırbaşlı bir şekilde yürürler, cahil kimseler onlara kötü bir söz söyleyince, (kavga etmeyip) “Biz selametiniz için dua ederiz,” derler. [Kuran-ı Kerim Sure 25: Ayet.64]

Kuran-ı Kerim hakikaten hayatın kutsallığını savunur,

… herkim hiç kimseyi öldürmemiş ve yeryüzünde kargaşa çıkarmamış birini öldürürse, sanki bütün insanlığı öldürmüş gibi olur; kim birinin hayatını kurtarırsa, bütün insanlığı diriltmiş gibi olur. [Kuran-ı Kerim Sure:5, Ayet: 33]

 

Devamını oku...

Herşeyden önce bilinmelidir ki; namazdan tat almak bir-iki günlük bir şey değildir. Devamlılık ve çaba şarttır ve tat alabilmeyi öğrenmenin yolu da namazı ayakta tutmaya çalışmaktan geçer. Yani bu yolları namaz kılmadan öğrenmekte mümkün değildir. Bugün tatsız kılınan namazlar bile ayakta tutulmaya çalışılır ve devamlılık ve çaba ile birlikte aşağıdaki yöntemlerle birleştirilirse namaz daki lezzet keşfedilecektir.

Mehdi (a.s.) "Bir insan uzun süre namaz kıldı ama gözünden bir damla yaş akmadı ise onun kalbinde hastalık vardır." der. Yani kalbimizi hastalıklardan arındırmadıkça o aranan namaza ulaşılamıyor. Ancak kalbi hastalıklardan arındırmanın yolu da yine namazdır. Ben bugün güzel namaz kılamam ilerde diyen bilsin ki şeytanın kendisini kandırmasına izin veriyor. Çünkü namaza ilerde de başlasa aynı manevi süreçler baştan başlayacaktır. Namaza bir gün önce bile başlayabilmek bazen insan hayatını tümden değiştirir.

Ancak bugün Müslümanlar tatsız tuzsuz hiçbir şey anlamadan ve sadece borç ödemek için namaz kılmaktadırlar. Aslolan ise tat alarak namazı hayatımızın vazgeçilmezi yapmak olmalıdır.

Devamını oku...

Mirza Tahir Ahmed Hazretleri Cuma Hutbesinde, duanın aşağıdaki bahsedilen durumda şartsız olarak kabul edileceğini söyledi;

1)      Güçlük içinde ve çok zor durumda olan insanın,

2)      Savaş altındaki insanın

3)      Bir annenin çocuklarını korumak amacıyla ettiği duanın

4)      Yolculukta olan insanın.

5)      Oruç tutanın orucunu açmadan önce ettiği dualar da daha iyi kabul görür dedi.

1 ci Halife şöyle demiştir:

“Ne dua edersek edelim, Allah daima zor durumda olan insanın duasını kabul eder. İnsanoğlu duaya ne kadar çok yönelirse, o kadar çok Allah’a (C.C.) yakınlaşır ve takvada ilerler. Yüce Allah (C.C) da “, Bana ve benim kanunlarıma itaat edin ve bana güvenin ve asla inancınızı yitirmeyin” der."

 

Devamını oku...

21 Ağustos 2015 Cuma Hutbesi Özeti

Bu calsayı dünyevî bir şenlik zannetmeyiniz, bu günlerde dikkatlerimizi Rabbanî sözleri dinlemeye yöneltmeliyiz.

Seyyidna Hazret Halifetü’l Mesihi’l Hamis Atba, 21 Ağustos 2015’de Hadikatü’l Mehdi’de Cuma Hutbesi irşad etti. Hutbe, çeşitli dillerdeki tercümesi ile birlikte MTA’da canlı olarak yayınlandı.

Huzur-u Enver (atba) şöyle buyurdu: Bugünden itibaren, Cuma namazının eda edilmesinden sonra resmi olarak calsa salana başlayacaktır. Ancak Cumanın da kendi zatında önemi vardır. Bu ehemmiyeti göz önünde tutarak, bugün, Cuma günü edeceğiniz dualarda bu calsanın bereketli olması için de dua edin. Bizim calsalarımızın çok büyük bir maksadı, ve dahi biatın maksadı olarak da açıklanan şudur: Kerim Mevlamız (cc) ve Resul-ü Makbul’ün (sav) muhabbeti kalbe galip gelsin. Bu ise, biz, Resulüllah’a (sav) kalbimizin derinliklerinden salavat gönderdiğimizde ve kendi durumumuzu da ona uygun hale getirmeye çalıştığımızda olacak. Her birimizin tam bir dikkatle salavat ve zikr-i İlahî ile vakit geçirmeye çabalaması lazım.

Devamını oku...

“Ay tutulacağı zaman, güneş ile ay (tutulmuşken) bir araya getirileceği zaman, insan nereye kaçabilirim? diyecek.” Kıyamet Suresi:9-11

Yüce Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Mehdimizin iki alâmeti vardır. Dünya oldu olalı hiç meydana çıkmamıştır. Ay (her zaman tutulduğu tarihlerin) ilk gecesin-de, güneş ise ( her zaman tutulduğu ta-rihlerin) ortasında Ramazan ayında tutu-lacaktır. Bu iki alâmet gökle yer yaratılalı hiç ortaya çıkmamıştır.”; der.

Bugünden tam bir asır önce gökyüzünde Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'in Mehdi hakkında verdiği gaybi haberler doğrultusunda iki alâmet belir-mişti. Bu muazzam belirti büyük bir ihti-şamla hadis kitaplarında daha önceden belirtilen tarihlerde gerçekleşmişti. Yani 1894 yılında güneş ile ay Ramazan ayında tutularak daha önce Mehdi İmam olduğunu iddia etmiş bulunan Mirza Gulam Ahmed Hazretlerinin doğruluğuna tanıklık etmişti. Bundan dolayı, Müslüman Ahmediye Cemaati 1994 yılını tam yüz sene evvel ortaya çıkan bu iki muazzam nişanenin hatırasına yüzüncü yıldönümü olarak kutlamaktadır. Bilindiği gibi Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) Mehdi'yi doğrulayacak olan iki semavi tanık hakkında tam bin dört yüz yıl önce bize haber vermişti. O yüce İmam'ın gelip bu ümmete çekidüzen vereceği ve İslamiyet’i tekrar galip getireceği ve Müslümanların o eski haş-metli günlerinin tekrar geleceği hakkında Yüce Peygamberimiz önceden bildirmiştir.

Mehdi hakkındaki bazı alâmetler ise gök-yüzünde belirecekti. Sözünü ettiğimiz adı geçen yüce alamet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) tarafından şöyle anlatılmıştır: "Bizim Mehdimizin iki alâmeti olacak. Dünya oldu olalı bu gibi iki alâmet hiç ortaya çıkmamıştır. Ramazan ayında ay (her zaman tutulduğu tarihlerin) ilkinde, güneş ise (her zaman tutulduğu tarihlerin) ortasında tutulacak. Gök ile yer yaratılalı bu iki belirti meydana çıkmamıştır" Sünen Ed-Dar Kutni Bab Salatü'I-Hüsuf ve'I -Küsuf. Kuran-ı Kerim'in bir ayeti de buna işaret eder. Nitekim bu yüce kitap, "Ay tutulacağı zaman, güneş ile ay (tutulmuşken) bir araya getirileceği zaman, insan, "Nereye kaçabilirim?" diyecek".

Devamını oku...

Sadıkların sohbetine sıkı sıkı sarılın.

Ebu Hureyre peygamberimizin son zamanlarında Müslüman oldu. Geç Müslüman olmasına o kadar üzüldü ki, peygamberimizin sohbetini hiç kaçırmamak için hayatının kalanında O’nun mescidinden ayrılmadı.

Yüce Allah Kuran-ı Kerim’de;

“Ey iman edenler, Allah'tan sakının ve doğru (sadık)larla birlikte olun”. (Tevbe 119)

“(Allah) bu kitapta size şöyle bir emir indirdi: Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini, bu ayetlerle alay edildiğini duyduğunuz zaman (bu alay edenler) başka bir sözle meşgul olmadıkça onlarla beraber oturmayın. Yoksa sizlerde onlar gibi olursunuz. Allah (c.c.), münafıklarla kâfirlerin hepsini mutlaka cehennemde toplayacaktır.” (Nisa 141)

Buyurmaktadır. Yine Peygamberimizin hadislerinde:

Devamını oku...

“La İlahe İllallah”ın anlamını inceleyin! “La İlahe İllallah” diyerek insan diliyle, “Kendisinin Allah’tan (c.c.) başka mabudunun olmadığını” ikrar eder ve kalben tasdik eyler. İlah; “mabud, mahbub ve gerçek maksut” anlamına gelen bir Arapça kelimedir. Müslümanlara öğretilen bu kelime, Kur’ân-ı Kerim’in özetidir. Büyük kitapların ezberlenmesi her insan için mümkün olmadığından dolayı hikmet sahibi olan Allah (c.c.), İslâmi öğretinin özünü unutmayalım diye bize küçücük bir kelime öğretmiştir. Bu kelimenin anlamı şudur; insan Allah’ı (c.c.) ön planda tutmadığı,  O’nu mabud kabul etmediği ve O’nu maksut kılmadığı müddetçe” necat elde edemez.

Bir Hadis-i Şerifte “La İlahe İllallah” diyenin cennetlik olacağı beyan edilmiştir. Bu hadis yanlış anlaşılmıştır. Nitekim bir papağan gibi bu kelimenin ezberlenip sadece dil ile bunun sık sık tekrarlanmasının yeterli olacağı ve bu kadar ikrarla Cennete girileceği zannedilmektedir. Unutulmamalıdır ki, Allah’ın (c.c.) ilişki kurduğu laf değil gönüldür. Yani bu kelimenin anlamını gönüllerinde gerçekten barındıran ve Allah’ın (c.c.) azametini hakkıyla yüreklerinde taşıyan kimseler cennetliktir.

İnsan  “La İlahe İllallah”a içtenlikle iman edince onun mahbubu Allah (c.c.) olur ve O’ndan başka sevgilisi kalmaz. Aynı şekilde sadece Allah (c.c.) onun mabudu olur ve O’ndan başka matlubu da kalmaz. Değil ahirette bu dünyadayken bu insan cennete girer.  Allah’tan (c.c.) başka mahbubu ve maksudu kalmayınca hiçbir musibet ve güçlük insana rahatsızlık vermez. Abdal ve kutubların makamı işte budur. “Biz de bir tek Allah’a (c.c.) tapıyor ve hiçbir zaman putlara tapmıyoruz” deyip yanılgıya düşmeyin!  Aslında Puta tapmamak bir üstünlük olmayıp rütbelerin en aşağısıdır. Manevi hakikatlerden habersiz olan Hindu bile puta tapmaktan vazgeçiyor.

 

Devamını oku...

Bu devirde inanışlar ve imanî konularda maddi dünyanın yaptığı itirazların en büyüğü Allah’ın varlığı hakkındadır. Onlar Allah’ın varlığını inkâr ederler. Müşrik, Allah’a ortak koşmasına rağmen en azından Allah’ın varlığına inanır. Ateistler ise O’nun varlığını tamamen reddederler. Çağımızda, bilim her şeyin varlığını müşahedeye dayandırmaktadır.  Bundan dolayı ateistler “Eğer Allah varsa bize gösterilmeli, O’nu görmeden O’na iman etmemiz mümkün değildir.” derler.  Bu devirde esen rüzgârlar gençlerin kalplerinden O pak zatın izlerini silip yok etmiştir. Üniversitelerde okuyan ve oradan mezun olan sayıları da gitgide artan yüzlerce insan Allah’ın varlığını inkâr eder. Binlerce insan, içinde bulunduğu milletin veya kavmin korkusundan dolayı dışa vurmamalarına rağmen kalpleri Allaha iman etmez. Bundan dolayı biz Allah’ın yardımıyla bu makaleyi kaleme almaya karar verdik. İnşallah saadetli insanlar bundan istifade ederler.

Devamını oku...

Hayır.

Başta gelen ve en önemli emirleriyle Kuran-ı Kerim; birinin kendi hayatını almasının yani intiharın yasak olduğunu gözler önüne serer.

Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah rahmet edendir. Bu günahı ve insafsızlığı yapanları ateşler içine koymak Allah için gayet kolaydır. (Sure:4 Ayet.30-31)

İntihar, cinayetten daha küçük bir anlam ifade etmez ve bu nedenle yaşamın kutsallığını savunan İslam’a aykırıdır.

… herkim hiç kimseyi öldürmemiş ve yeryüzünde kargaşa çıkarmamış birini öldürürse, sanki bütün insanlığı öldürmüş gibi olur; kim birinin hayatını kurtarırsa, bütün insanlığı diriltmiş gibi olur. [Kuran-ı Kerim Sure 5: Ayet.33]

İslam’da intiharın yasak oluşu Peygamber Efendimiz’in sav hadislerinde de belirtilir:

‘…Ve herkim bir demir parçası ile intihar ederse, aynı demir parçasıyla cehennem ateşinde cezalandırılacaktır.’

 

Devamını oku...

Duanın sartlari nelerdir? Dua nasil edilir? Hangi ortamlarda edilir?

Bu tür konuların sık sık tekrar edilmesi gereklidir. Çünkü insanlar çabuk unutuyorlar.

Bu devirde, Müslümanlar arasında dua resmi bir hal almıştır. Namaz kılıyorsun bir el kaldırıyorsun, hoca Arapça bir şeyler okuyor, sende amin diyorsun. Halen bu işlem resmi bir protokol olarak yapıla gelmektedir.

Bir mümin ancak dua vasıtasıyla Allahü Teâla'ya ulaşabilir. Şöyle ki;

"Allahü Teala (c.c.) çok rahmet edendir. O'nun rahmet denizi tükenmez bir denizdir ve O'nu arayan hiçbir zaman O'na ulaşmaktan mahrum kalmaz. Ama bunun için geceleri kalkıp Allah'a dua edin ve O'nun lütfunu talep edin."

Devamını oku...

Teheccüd namazı bütün zikirleri kapsayan bir namazdır. Nafile namazların en önemlisidir. Peygamberimizin ve ashabının devamlı kıldıkları bir namazdır.

Her ne kadar biz namazı farz olanlardan ibaret olarak görüyorsak da, namaz güzelliklerini yakalamak isteyen için çokca fırsatlar veren bir namazdır. İnsan nefsini ezmek ona galip gelmek istiyorsa teheccüd kılmalıdır. Çünkü gece uykudan kalkıp kılındığı için zaten namaz zor gelen nefse, bir de tatlı uykudan kalkmak ne kadar zordur.

Peki neden teheccüd diye bir namaz var sorusunu soralım samimice?

Şöyleki, insan birine aşık oldumu, onu her fırsatta görmek, her fırsatta güzel birşeyler söylemek ve onla yalnız kalarak saatlerce o anları paylaşmak ister. İşte bizlerde birer kul olarak Allah (c.c.)'a aşık olduğu iddiasında insanlarız. Aşıklığın ölçüsüde yukarıda sayılanlar olduğuna göre bizimde Allah (c.c.) ile yalnız kalmak, onunla saatlerce konuşmak ve onunla birlikte olmamız doğaldır. Zaten farz namazlar günlük meşgaleler içinde kendini namaza veremeden geçip gitmekte ve insanlar tat alamamaktadırlar. İşte eğer Allah (c.c.)'a aşıksan Allah (c.c.) bize o fırsatı vermişki, nefsinizi ezin ve gelen gece karanlığında aydınlık dileyin benden diye.

Dilediğiniz kadar namazınızı dua ile uzatın. Ezbere kılınan namaz çok az şey verebilir insana. Teheccüde kalkın ve alnınız secdeye vardığında Allah (c.c.)'a kendi dilinizle dilediğiniz kadar dua edin (Namaz rükunlarını arapça söylemek kaydıyla). Çünkü Paygamberimizin söylediğine göre, teheccüd vakti Allah (c.c.) kullarına çok yaklaşır ve "Benden bir şey dileyen kulum varmı" diye sorar.

Kuran " Teheccüd insana doğru söylemeyi öğretir." diyor. Ayrıca teheccüd kılanın günlük namazları da lezzet veren bir hale gelmeye başlar.

 

Devamını oku...

  • Şimdiye kadar bu cemaatin yerleştiği ve merkez kurduğu ülkeler sayısı 203,
  • Bütün yeryüzünde Cemaatimizin merkezlerinin sayısı 1869,
  • Müslüman Ahmediye Cemaatinin şimdiye kadar değişik dillerde yayınladığı Kur’an-ı Kerîm meallerinin sayısı 69,
  • Müslüman Ahmediye Cemaatinin “Humanity First” adlı acil yardım kuruluşunun resmi olarak kaydedildiği ülkeler sayısı 23,
  • Bütün dünyada insanlığa hizmet amacıyla Cemaatimiz tarafından kurulmuş olan hastaneler sayısı 12 ülkede 36,
  • Cemaatimizin kurduğu dispanserler sayısı 55 ülkede 650,
  • Yalnız Afrika’da cemaatimizin matbaalarının bulunduğu ülkelerin sayısı 8,
  • Cemaatimizin, yuva, ilkokul, ortaokul ve liselerini kurduğu ülkeler sayısı 11,
  • Cemaatimizin kurduğu yuva, ilkokul, ortaokul ve lise sayısı 505,
  • Cemaatimizin sadece 2006 yılında inşa ettirdiği cami sayısı 169,
  • Cemaatimizin “M.T.A.” adlı üç kanallı televizyon istasyonu bulunmaktadır. MTA tarafından 24 saat dini ve kültürel programlar neşredilmektedir. Bu programlar uydu anteni vasıtasıyla dünyanın her yerinde seyredilmektedir. Türkiye’den de Hotbird uydusu üzerinden izlenebilmektedir.  MTA yayınları aynı anda 6 farklı ses kanalından audio seçimi yapılarak değişik dillerde izlenebilir.

Cemaatimiz tüm bu hizmetleri gönüllü üyelerinin heyecanlı çalışmalarıyla yerine getirmiştir.

Aynı zamanda cemaatimiz genel olarak dünyada, barışsever, kanunlara saygılı ve her düşünceden insana aynı derecede sevgi ile davranmasından dolayı saygı duyulan bir konumdadır.

Ayrıca, Ahmediler Resulullah (s.a.v.)’e gönülden bağlı, İslami emirlerin tamamına riayet eden Ehl-i Sünnet insanlardan oluşmaktadır.

Jalsa Salana

Çocuklar İçin Oyunlar, Bulmacalar

Mta Tv (Tr - De)

Mta-tv

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 17. sayısı

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 128

Namaz nedir? · Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir. · Namaz, Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun ...

Video

Downloads: 64

Sabır, Müminlerin bir özelliğidir.

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

MTA Türk

Galerimiz Resimler