Mta-türk videolar için tıklayınız.

Müslüman Ahmediye Cemaati, uluslararası alanda Kuzey Amerika, Güney Amerika, Asya, Avustralya ve Avrupa’nın 209 ülkesinde şubesi bulunan dinî bir cemaattir. Bu, dünya genelinde 300 milyon üyeyi kapsayan, çağdaş tarihin en dinamik İslâm topluluğudur.  Ahmediye Cemaati, 1889’da Hindistan’ın Pencap Bölgesinin, Kadiyan adında küçük ve ıssız bir köyünde Mirza Gulam Ahmed (1835-1908) tarafından kurulmuştur. Kendisi, âhir zamanda tüm dinlerin beklediği kişi, yani beklenen müceddid (Mehdi ve Mesih) olduğunu iddia etti. Kurduğu cemaat, İslâm’ın ilk günlerindeki berraklığı taşıyan hayırlı tebliğinin  -sulh, umumî kardeşlik ve Allah’ın iradesine teslimiyet – bir kuruluşudur. Hz. Ahmed  İslâm’ı, insanlığın dini olarak tanıttı. “Doğru yoldaki insanların dini.” (Beyyine-6.Ayet)

Ahmediye Cemaati, bu anlayışla bir asır içinde dünyanın her köşesine ulaştı. Cemaat bazı ülkelerde şiddetli baskılara maruz kalmasına rağmen, yerleştiği her yerde sosyal projeler, eğitim enstitüleri, sağlık hizmetleri, İslâmî yayınlar ve cami inşaları ile İslâm’ın hayırlı hizmetlerini hayata geçirmektedir. Ahmedî Müslümanlar, yasalara uyan, barışçı, azimli ve hayırsever bir cemaat olma hüviyetini hak ettiler.  İslâm’da Müslüman Ahmediye Cemaati, İslâmî ahlâkı ve manevî değerleri yeniden canlandırma amacıyla, ilâhi rehberlik doğrultusunda meydana getirilmiş bir cemaattir. Cemaat, Kur’an-ı Kerim’in şu talimatına sıkı sıkıya bağlıdır ve ona göre amel etmektedir. “Dinde zorlama yoktur,” (Bakara – 257.Ayet)

Devamını oku...

Daha önceki Ramazanlarda ne salih amel işlemişsek, hangi takvayı edinmişsek ve hangi makama erişmişsek manevi makama, bundan istifade etmeliyiz. Bu Ramazan ayında kendimizi incelemeliyiz, biz geçen Ramazanda hangi makama erişmişsek bu Ramazanda da o makam bizde devam etmekte midir yoksa bizden uzaklaşmış mıdır?

Eğer biz eski makamımızdan bile uzaklaşmışsak o zaman bu Ramazanın bize ne bereketi kalmıştır. Allah-u Teâlâ "Siz bu belli günlerde oruç tutarsanız iyi davranışlarda bulununuz, sâlih amel yapınız ki Allah-u Teâlâ’ya yakınlık kazanasınız." der, eğer sizde hiçbir değişiklik olmazsa biz takvayı edindik diyebilir misiniz?

Yüzde yüz gerçek olan bir şey vardır ki Allah-u Teâlâ’nın sözleri hiçbir zaman yanlış değildir, insan yanlıştır insan yanlışlığı yapar. Bu nedenle kesin olan ne varsa orada bizde eksiklikler, zayıflıklar vardır. Ya biz bu Ramazandan ve geçmiş Ramazanlardan faydalanmamışızdır veya biz geçici olarak bir iyilik edinmişizdir ondan sonra zaman geçince biz bunlardan vazgeçmişiz ve uzaklaşmışızdır.

Devamını oku...

Ramazan süresince faydalı olacak dualar aşağıdadır:

Oruca Başlarken

Okunuşu: Ve bisavmi ğadin neveytü min şehri ramazan

Manası: Ramazan ayının yarınki orucuna niyetlendim.

Orucu Bozarken (İftar Ederken)

Okunuşu: Allâhümme innî leke sumtü ve bike âmentü ve alâ rızgıke eftartü.

Manası: Ey Allah’ım! Senin için oruç tuttum sana iman ettim ve senin rızkınla orucumu açtım.

Devamını oku...

Allah Ramazan Ayı’nı hepimiz için mübarek kılsın. Bu ayın tüm faziletlerinden istifade edebilmeyi de nasip etsin. Âmin.

Bu hürmetli aydan gerektiği gibi istifade edebilmenin en önemli yolu, Resulullah (sav) ve ashabının bu ay içinde neler yaptığına ve nasıl yaptığına bakmaktır hiç kuşkusuz. İşte o Yüce Nebi bu ayın fazileti ile ilgili bakın neler söylemiş:

Hz. Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “Âdemoğlunun her ameli katlanır. (Zira Cenab-i Hakk’ın bu husustaki sünneti şudur:) Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yedi yüz misline kadar çıkar. Allah-u Teâlâ Hazretleri şöyle buyurmuştur: “Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi) mükâfatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terk etti.”

“Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir, diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (haluf), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.”

Devamını oku...

 

Huzur-i Enver (Atba) 18 Ağustos 2017’de Londra’da Beyt-ül Futuh Camiinde Cuma hutbesi verdi. Kelime-yi şehadet ve Fatiha Suresini okuduktan sonra şöyle dedi:

Hz. Mesih-i Mevud (as) şöyle buyurdu: Yüce Allah sizin tam bir inkılap geçirmenizi ve (adeta daha bu dünyada iken) bir ölümden sonra ikinci bir hayata kavuşmanızı ister. Aranızda daha yüce olan, kardeşinin günahını daha fazla affeden ve barışı meydana getirendir. Haklı olduğunuz halde haksızmışsınız gibi tevazu gösterin. Eğer karşı taraf inatla direniyorsa, siz tüm çabanızı gösterdikten sonra konuyu Allah-u Teala’ya bırakın.

 

Devamını oku...

Özet

Huzur-i Enver (Atba) 4 Ağustos 2017’de Londra’da Beyt-ül Futuh Camiinde Cuma hutbesi verdi. Kelime-yi şehadet ve Fatiha Suresini okuduktan sonra şöyle dedi:

Yüce Allah’ın çok büyük lütfudur ki İngiltere Ahmediye Cemaatinin yıllık toplantısı hayırlı bir şekilde gerçekleşti. Allah-u Teala’ya şükretmek bizim için şarttır ve gerçek şükür ancak, biz her an Allah’ın rızasını elde etmek için çaba sarfettiğimizde edilebilecektir. Çalışanlara da teşekkür etmek lazım, calsaya katılanlara da. Ta ki onların hayatlarında pak değişiklikler meydana gelsin.

 

Devamını oku...

Hutbenin Özeti

Huzur-i Enver (Atba) 21 Temmuz 2017’de Londra’nın Beytül Futuh Camiinde Cuma hutbesi verdi. Kelime-yi şehadet ve Fatiha Suresini okuduktan sonra şöyle dedi:

İngiltere yıllık toplantısı inşallah gelecek hafta başlayacak. Çeşitli ülke ve şehirlerden insanlar gelmeye başladı. Ahmedilere ilaveten diğer misafirler de dış ülkelerden gelmektedir. Bunlar arasında siyasetçiler, profesörler, medya mensupları vesaire vardır ve bu gelenler herşeye çok dikkatli gözlerle bakmaktadırlar. Özellikle de bizim sistemimizi ve gönüllü çalışanları inceliyorlar. İşte böylece bütün görevliler sessiz bir şekilde tebliğ yapmakta olurlar. Medya vasıtasıyla bizim mesajımız çok uzak yerlere kadar ulaşır. Medya vasıtasıyla cemaat daha fazla tanınmaktadır ve calsa da bunun için iyi bir imkandır.

Devamını oku...

Hutbenin Özeti

Huzur-i Enver (Atba) 14 Temmuz 2017’de Londra’da Beytül Futuh Camiinde Cuma hutbesi verdi. Kelime-yi şehadet ve Fatiha Suresini okuduktan sonra şöyle dedi:

Birçok insan evlatları ve onların iyi yetişmesi için dua ricasında bulunurlar. Allah’ın lütfuyla cemaatimizin ekseriyeti çocuklarının terbiyetine (ilmen ve ahlaken iyi yetişmesine) dikkat ederler. Yüce Allah’ın büyük bir lütfudur ki bu çağda bizim düşüncemiz bu konuya çevrilmiştir. Kuran-ı Kerim’in çeşitli yerlerinde Allah-u Teala, terbiyet için usuller ve dualar öğretti. Bu bir gerçektir ki çocukların terbiyeti kolay bir iş değildir. Bunun için, bu konuyla alakalı olarak Allah’ın açıkladığı şekilde, sürekli çaba ve cihad ve Allah’ın emirlerine  göre amel etmek şarttır. Velhasıl, insanın hep çaba sarfetmesi ve kararlılığı elden bırakmaması şarttır.

Devamını oku...

20 Ekim 2017 Cuma Hutbesi Özeti

Huzur-i Enver (eyyedehullah), 20 Ekim 2017’de Londra’da Beytül Futuh camiinde Cuma Hutbesi irşad etti. Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şöyle dedi:

Hz. Mesih-i Mevud (as) şöyle buyurdu: Eğer Müslümanların imanî durumu bu kadar bozulmamış olsaydı benim gelmeme ne gerek vardı. Bunlar, Allah Allah deyince, namaz kılıp oruç tutunca hiçbir eksiğimiz kalmadı zannediyorlar. Ancak ben diyorum ki onların amelleri, amel-i salih değil, yoksa amellerinin güzel sonuçları neden ortaya çıkmasındı.

Devamını oku...

13 Ekim 2017 Cuma Hutbesi Özeti

Huzur-i Enver (eyyedehullah), 13 Ekim 2017’de Londra’da Beytül Futuh camiinde Cuma Hutbesi irşad etti. Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şöyle buyurdu:

Pakistan’da herhangi bir bahane ile zaman zaman ulema ve siyasetçiler Cemaatimiz aleyhinde öfkelerini dışa vururlar ve cemaat meselesini kullanarak kendi şöhretlerini artırmaya çalışırlar. Onlar her ne zaman sorunlarla karşılaşsalar insanların sempatisini kazanmak için Ahmediler aleyhinde ileri geri konuşmaya başlarlar ve bunun için hatm-i nübüvvet konusunu kullanırlar.

Devamını oku...

6 Ekim 2017 Cuma Hutbesi Özeti

Huzur-i Enver (eyyedehullah), 6 Ekim 2017’de Londra’da Beytül Futuh camiinde Cuma Hutbesi irşad etti. Kelime-yi şehadet ve Fatiha suresinden sonra şöyle buyurdu:

Bazı doğuştan Ahmediler bana şöyle yazarlar: Cemaate yeni katılanların imanî durumlarını ve onların Allah-u Teala ile olan bağları hakkındaki olayları dinlediğimizde, biz de iman da ilerlemeliyiz diyerek kendimizden utanırız. Aynı şekilde bazı yeni biat etmiş olanlar da, bu olayları duyduğumuzda bizim de imanımız artmaktadır diye belirtirler.

Devamını oku...

ÖZET

Bugünden itibaren İngiltere Ensarullah kuruluşunun içtiması başlıyor. Ensarın özellikle namaza dikkatini vermesi lazım. Kırk yaşından sonra, “bizim ömrümüzün günleri azalıyor ve öldükten sonra Rabbimizin huzurunda hesap vereceğiz,” diye insanın daha fazla hissiyatının olması gerekir. “Öyle bir halde Allah’ın huzuruna çıkayım ki hukuk-ullah (Allah’ın hakları) ve hukuk-ulibad (kulların haklarını) ödeyen birisi olayım, diye bir dert taşıyor olmalıyız.

Devamını oku...

ÖZET

Dünyada, mesela, hükümet toplantıları, iş toplantıları vesaire gibi  değişik amaçlarla çok çeşitli toplantılar düzenlenir. O toplantılarda insanlar bir araya gelirler ve düşünürler. Bütün bu toplantılar dünyevî maksatlar içindir, Allah için veya Allah’ın rızası için olmaz. Ancak öyle toplantılar da vardır ki onlar dini gayelerle yapılır, insanları Allah’a yaklaştırmak için yapılır. Bu toplantıların amacı ancak, bizim hangi işimiz olursa olsun, hangi programı düzenlersek düzenleyelim bunun maksadı Allah’ın rızası olsun diyedir. Allah’ın hoşlandığı da böyle toplantılardır ve bunlara katılanları Yüce Allah bu dünyada da ahirette de nimetlendirir.  İşte bir müminin işi, maneviyatta nasıl ilerleyeceği çabası içinde olmaktır.

 

Devamını oku...

Huzur-i Enver (Atba) 25 Ağustos 2017’de Almanya’nın Kalsruhe şehrinde Calsagahta Cuma hutbesi irşad etti. Kelime-yi Şehadet ve Fatiha Suresinden sonra şöyle buyurdu:

Bugün biz burada calsaya katılmak üzere toplandık. Her Ahmedi’nin bildiği gibi bizim calsa için bir araya gelmemiz herhangi bir dünyevi eğlence, şamata veya dünyevi bir gaye için değildir. Tam tersine buradaki programlara katılarak, manevi bir ortamda bulunarak  manevi ve ilmi seviyemizi artırmak; itikadî ve amelî durumumuzu daha iyi hale getirmek; takva edinmek; Allah’ın haklarını ve O’nun kullarının haklarını eda etmektir. İşte bu gayeleri bizim daima hatırımızda tutmamız gerekir. Ben, hz. Mesih-i Mevud’un (as) bazı yazılarını sunacağım.

Devamını oku...

Özet

Huzur-i Enver (Atba) 11 Ağustos 2017’de Londra’da Beyt-ül Futuh Camiinde Cuma hutbesi verdi. Kelime-yi şehadet ve Fatiha Suresini okuduktan sonra şöyle dedi:

Hz. Mesih-i Mevud’u (as) kabul eden her Ahmedi Müslüman kendini ıslah edeceğine de söz verir. Bu devirde Allah-u Teala MTA televizyonu nimetini de lütfetti ki MTA vasıtasıyla bütün Ahmedi Müslümanlar biatlarını da yenilerler. Bu yenilemeden sonra, biat şartlarını göz önünde tutmak gerekir ki böylece hayatlarımızda her bakımdan olağanüstü bir iyileşme meydana gelsin. Ancak aramızdan bir çoğu, Hz. Mesih-i Mevud’un (as) cemaatinde görmek istediği seviyeden uzaktır.

Devamını oku...

Huzur-i Enver (Atba) 28 Temmuz 2017’de Londra’da Hadikat’ül Mehdi’de Calsagah’ta Cuma hutbesi verdi. Kelime-yi şehadet ve Fatiha Suresini okuduktan sonra şöyle dedi:

Allah-u Teala’nın lütfu ile bugün İngiltere’nin calsa salanası (Yıllık toplantı) başlıyor. Bugünlerde dualara sarılmak gerekir ki Yüce Allah bu calsayı bereketli kılsın ve düşmanın şerrinden korusun.

 

Devamını oku...


Ramazan kelime olarak “Yanmak”, “Isınmak” demektir. Öyleyse ne demektir Ramazan? Mümin Ramazan Ayında Allah-u Teâlâ ile olan ilişkilerini daha çok ısındırıyor. Daha çok Allah sevgisi içinde yanıyor, bu demektir. Ramazan Ayı Kuranı Kerimin vur­guladığı gibi Allah-u Teâlâ’nın cömertliği ile dolu bir aydır. Allah-u Teâlâ zaten cömerttir. Ama nasıl ki bazen kralların belli günleri olur; mesela doğum günü gibi. İşte bu günlerde krallar derler ki “dileyin benden ne dilerseniz”. İşte Allahü Teâlâ bunun için Ramazan’ı koydu. O günlerde isteyin benden ne isterseniz. Ama tabii ki bazı şartlara bağlı!

En başta benimle olman lazım!.. Yani bir kişi o kralın saltanatından değilse, o krala karşı geliyorsa, isyancı ise ve ben senin saltanatını istiyorum derse, o kişiye bir şey vermez tabii ki. Onun için bizim Ramazan Ayı’nı çok iyi değerlendirmemiz lazım. Mesela hepimizin kusuru, ayıbı, eksik tarafları vardır. Hiç değilse kendi kendimizi böyle inceleyelim ve diyelim ki benim böyle bir kusurum var. Bu Ramazan Ayından çıktığım zaman bu kusurdan arınmış olarak çıkmış olacağım. Bir kusurdan arınmak yeterli değildir. Bununla beraber şöyle bir iyilikte yapmalıyım. Bu aynı şuna benzer ki, bir lambanın yanması için nasıl hem pozitif hem negatif akım gerekiyorsa, iman ışığının da yanması için hem pozitif akımın olması lazım yani insanın bir şeyi yapması lazım, hem de negatif akımın olması lazım yani bazı şeyleri de yapmaması lazım. İkisi bir araya gelmediği müddetçe iman ışığı yanmaz. Bunun için hepimiz (bunu herkes kendi düşünmeli), ben şu eksikliğimden kurtulacağım, şu iyiliği de yapacağım diye karar vermeliyiz.

Örneğin bir insan namaz kılmıyorsa, diyecek ki ben namaz kılmaya başlayacağım bu Ramazan'da. Hiç değilse bir vakit başlayacağım. Bunun için bazen şeytan çeşitli yollarla insanı kandırabilir. Mesela derki, namazı bak bilmiyorsun. Onun için önce namazı kılmayı öğren, sonra kılmaya başla. İşte bu şeytanın bir özelliğidir. Şeytan bazen iyiliği emreder. Görünürde bu insana tuhaf gelebilir. Şeytan nasıl iyiliği emredebilir. Şöyle ki; daha büyük bir iyilikten mahrum bırakmak için, daha küçük bir iyiliğe teşvik eder. Namaz kılmak daha büyük bir iyilik! Onun için derki sen önce namaz kelimelerini öğren, daha sonra namaz kıl. Ama onun amacı bize namaz kelimelerini öğretmek değil, daha büyük bir iyilik olan namaz kılmaktan alıkoymaktır. Onun için birisi namaz kılmıyorsa, diyecek ki o kişi ben namaz kılacağım. Bu beş vakit değilse, bir vakit namaz belki kılacak. Bu şu demek değil ki Ramazan içinde kılacak, Ramazan bitince oh namazdan kurtuldum deyip terk edecek. Bu artık onun hayatının bir parçası olacak, o şekilde onu yapacak.

Devamını oku...

Hastalık ve Yolculukta: Eğer bir insan hasta ise ve yolcu ise onun için oruç tutmak Kur’an-ı Kerim’de yasaktır.

Bazı insanlar ben hastayım ama oruç tutabilirim diyor veya yolcuyum ama tutabilirim diyor. Bizce bu insanlar günah işliyorlar. Neden günah işliyorlar? Çünkü Kur’an-ı Kerim’de Allah-u Teâlâ açık ve net ifade ile hasta ve yolcu olan başka günlerde oruç tutsun buyurdu. Kur’an-ı Kerim’de bu konu Bakara Sûresi 184. Ayette ve 185,186,187 de geçiyor. Ve Allah-u Teâlâ orada hasta ve yolcu olan isterse oruç tutabilir demiyor. “Fe iddetün ve min kane minküm merizan ev ala seferin ve iddetün min eyyamin uhar” buyurdu. Yani “Aranızda hasta olan ve yolcu olan orucunu ve sayısını başka günlerde tamamlasın” buyurdu. Demedi isterse tutabilir. Onun için hasta ve yolcunun oruç tutması günahtır, doğru değildir.

Hamile veya emziren anne: Tabi bu arada hastalığında çeşitleri vardır, mesela hamile kadın, o da hasta hükmündedir, onun için o da oruç tutmaz. Aynı şekilde emziren bir anne! O da hasta hükmündedir. O da oruç tutmaz.

Orucun tutulacağı günler olduğu gibi tutulmayacağı günlerde vardır. Resûlüllah sav bizzat bunu yasak etmiştir.

Hayızlı hanımların durumu: Orucu engelleyen günlerden bir tanesi bayanların hayızlı olduğu özel günleridir veya çocuk doğduktan sonra ki bazı özel günlerdir.

Devamını oku...

Jalsa Salana

Çocuklar İçin Oyunlar, Bulmacalar

Mta Tv (Tr - De)

Mta-tv

Sosyal Medyamız

Ahmediyet'e Davet

Multimedya

Dergimiz 20 sayısı

Müslümanlar için Ahmediye Cemaati'nin fedakarlıkları

Kur'an Meali

Cemaatimiz tarafından hazırlanan İkinci Kuran Mealimiz Yayında

Her Sureden önce açıklaması, Arapçası ve Türkçesi aynı hizada, Geniş indeks, Geniş Dipnotlar

Kitap

Downloads: 140

Yüce Allah (cc) üst üste indirdiği vahiyler vasıtasıyla, ölüm zamanımın çok yaklaştığını bana haber vermiştir. O'nun bu konudaki v...

Video

Downloads: 123

Sabır, sebat ve dua; başta Peygamber efendimiz (s.a.v.) olmak üzere, müminlerin en büyük ö...

Ses-mp3

Namaz Vakitleri

Bölge :

Üyelere Özel Hediye Kitap

MTA Türk

Duyurular

Bu gece özellikle dünyanın batısı, dansla meşgulken, alkol tüketirken ve heyecanlanırken, biz yeni yılda O’nun emirlerine itaat duygusunu koruyarak, inancımızı geliştireceğize ve bütün davranışlarımızı Allah’ın emirleri doğrultusunda şekillendireceğimize, Allah’ın huzurunda söz vermeliyiz.

Allah’ın varlığı konusunu bir tarafa koyarsak, Kurtuluş sorusu belki de üzerinde durulması gereken en önemli konudur. Gerçek Kurtuluş nedir? İlahi Adalet ile birlikte orijinal günah ve reenkarnasyon kavramı gibi yanılgılar doğuran keyfi tanımları nedeniyle “Kurtuluş” konusu karışık bir hal aldı ve önemi anlaşılamadı. Öte yandan İslam, konu hakkında aslında tutarlı ve rasyonel bir anlayış sunuyor. Diğer taraftan günümüz dünyasında karşılaşılan sorunlara yer veren:

-          Dünyevi sıkıntılardan necat mümkün müdür?

-          İbtila ve azabın farkınedir?

-          Günahtan tamamen kurtulmak; necat bulmak mümkün müdür?

-          Günaha olan meyilden kurtulmak mümkün müdür?

-          Necata doğru ilerliyor olmanın belirtileri nelerdir?

Sorularına da bu kitabımızda cevap bulacaksınız.

 

Kitap için tıklayın

Namaza yeni başlayacaksanız, veya zaten kılıyorsanız,

bilmeniz gerekenleri bulacağınız bölümümüz açıldı.

TIKLAYIN...

Bu kitap, manevi arayış içindekiler için ilmi gerçekleri çok pratik ve herkesin anlayabileceği bir dille anlatan ve manevi yolculuğunuza rehberlik vasfı olan bir kitaptır. Ahmediye Cemaati’nin İkinci Halifesi olan kitabın sahibi Hz. Mirza Beşiruddin Mahmud Ahmed, kitabında konunun ehemniyetini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Bu öyle bir konudur ki her insanın aklına gelir, kalbini gıdıklar. Birçok insan bunu bana sormuş ve varsa bir reçete talep etmiştir. Soru şudur;

“İnsan hangi yöntemlerle kötülükten arınabilir, iyilikleri cezp edebilir? “

Genellikle verilen cevap. “İyilik yap işte, kötülüklerden de sakın” şeklindedir. Ama herkesin çok iyi bildiği gibi birçok insan “biz Kûr’ân-ı Kerîm’i okuduk, hadis kitaplarını ezberledik, Vâdedilen Mesih’in yazdığı kitapları da okuduk ama tam olarak günahtan arınmış, iyilikleri cezp etmiş sayılamayız. Şimdi söyleyin; bizim ilacımız nedir?” diyorlar.”

Umarız manevi yolculuğunuzda yolunuzu aydınlatmaya vesile olur.

Kitap için tıklayın

Bir sonraki yemeğin nereden geleceğini 1 milyar kişi bugün merak ediyor, hatta güvenli içme suyu, uygun barınak, tıbbi yardımı da. 1 milyar kişi herhangi bir umut olmadan mücadele ederek bekliyor. Humanity First Yoksul insanların yoksulluğunu azaltmak için Afrika, Asya ve Latin Amerika bölgelerinde genelinde çalışıyor. Bu ay, yardımına ihtiyacım var, diyor...

Haydi yardım elini uzatın:

Fazal Ahmad is fundraising on JustGiving for Humanity First

 

Berakat-üd Dua

Yazan: Mirza Gulam Ahmed

Aligarh Müslim Üniversitesi’nin kurucusu Sir Seyyid Ahmed Han, Hindistan’daki Müslümanların çok önemli bir lideriydi. O, yeryüzünde meydana gelen her olayın kaza ve kadere tabi olarak gerçekleştiğine inanmaktaydı. Başka bir ifadeyle onun düşüncesine göre; Yüce Allahccher şeyi önceden tayin ettiği için, dua eden bir kimse, ettiği duanın sevabını ancak ahiret yaşamında bulacaktır ve dua vasıtasıyla bu dünyada bir değişiklik yaratmak mümkün değildir.

Berekâtü’d Dua, Müslüman Ahmediye Cemaatinin kurucusu Vadedilen Mesih ve Mehdi Hz. Mirza Gulam Ahmed Kadiyani’ninas, Sir Seyyid Ahmed Han’ın yukarıda beyan edilen inancını reddetmek üzere kaleme aldığı eseridir. Eser ilk olarak Kadiyan’da bulunan Riyaz-ı Hind Matbaasında, Hicri 1310 senesinin mübarek Ramazan ayında yayınlanmıştır. Kitap için tıklayın...


Namaz

Namaz nedir?

·     Namaz, bir kimsenin ihtiyaçlarını gidermesi için, tevazu ve acz ile Allah'ıncc huzurunda, O'na boyun eğmesidir.

·     Namaz,  Allah'acc karşı duyulan aşk, O'nun korkusu keza kalbin onun zikri ile meşguliyetidir.

·     Namaz bir insanın, O olmadan gerçekten hayat bulamayacağı ve de emniyet ile mutluluk yollarına erişemeyeceği, yüce şanlı Rabbinecc hitaben yalvarışıdır.

·     Namaz en yüce düzeyde bir ibadettir.

·     Namaz sadece bedeni bir durum ve hareket değildir. Farklı namaz hareketleri saygı, tevazu ve aczin göstergeleridir.

·     Namaz, günahtan uzaklaşmanın bir aracıdır. Hiçbir yol insanı, namazdaki kadar Allah'acc yakın kılmaz.

·     Namaz, ibadette bulunan bir kimsenin takvasının etkin bir ölçütüdür.

·     Yüce Allah'ıncc  lütfu ancak namaz yoluyla elde edilir. Kitap için tıklayın...

Suriye'ye Humanity First ile yardım ulaştırın

Humanity First Web sayfası için tıklayın.

Galerimiz Resimler