Müslüman Ahmediye Cemaati, uluslararası alanda Kuzey Amerika, Güney Amerika, Asya, Avustralya ve Avrupa’nın 198 ülkesinde şubesi bulunan dinî bir cemaattir. Bu, dünya genelinde 300 milyon üyeyi kapsayan, çağdaş tarihin en dinamik İslâm topluluğudur.  Ahmediye Cemaati, 1889’da Hindistan’ın Pencap Bölgesinin, Kadiyan adında küçük ve ıssız bir köyünde Mirza Gulam Ahmed (1835-1908) tarafından kurulmuştur. Kendisi, âhir zamanda tüm dinlerin beklediği kişi, yani beklenen müceddid (Mehdi ve Mesih) olduğunu iddia etti. Kurduğu cemaat, İslâm’ın ilk günlerindeki berraklığı taşıyan hayırlı tebliğinin  -sulh, umumî kardeşlik ve Allah’ın iradesine teslimiyet – bir kuruluşudur. Hz. Ahmed  İslâm’ı, insanlığın dini olarak tanıttı. “Doğru yoldaki insanların dini.” (Beyyine-6.Ayet)

 

Devamını oku...

İslamiyet’in ilk devirlerinde, Kuran-ı Kerim’in tefsirinde Hz. Resulullahsav, sahabeler ve tabiinden gelen rivayetler dikkate alınıyordu. Sonraki devirlerde, tefsir için farklı yöntemler de benimsenmeye başladı ve bununla birlikte tefsir için hangi kaynakların muteber olacağı, hangi kaynaklara ne ölçüde güvenileceği, bu kaynaklar arasında sıralamanın ne olacağı ve buna benzer konular tartışılmalara konu oldu. Böylece sonu gelmeyen bir münazara, birbirinden farklı birçok fikirler ve en önemlisi de bu gibi tartışmalardan kaynaklanan bölünmeler ortaya çıktı.

Hz. Resulullahsav, Vadedilen Mehdi ve Mesih’inas “Hakemen Adlen” olacağını, yani Ümmet-i Müslime’nin problemlerinin çözümünde insafla karar vereceğini haber vermişti.[1] Nitekim Vadedilen Mehdi ve Mesih Hz. Mirza Gulam Ahmedas aynen hadis-i şerifte haber verildiği üzere, birçok konuda olduğu gibi bu konuda da, yani “Doğru tefsirin ölçüleri” konusunda da insafla yol göstermiştir. Makalemizde, Vadedilen Mehdi ve Mesih’inas “Berekât-üd Dua” adlı eserinde bu konuyla ilgili yazdıklarını okuyacaksınız. Her tarafsız ve vicdan sahibi kimse Hz. Mirza Gulam Ahmed’inas Ümmet-i Müslime’nin hayrını isteyen doğru birisi olduğunu anlayacak ve bu yazılardan istifade edecektir.

Devamını oku...

Her kavmin hayatı, o kavmin gençlerine bağlıdır. Bir işin yapılması için ne kadar çaba gösterilirse gösterilsin, devamını getirenler olmazsa, tüm çabalar boşa gider ve sonuç başarısızlık olur. Bizim cemaatimiz her ne kadar ruhani bir cemaat olsa da, bu kanun sonuçta İlahi bir kanun olduğu için, o da bunun etkisi altındadır. Dolayısıyla buna dikkat etmek bizim için önemlidir ve sizleri başınıza gelecek işlerden şimdiden haberdar etmek ve hangi yollardan geçerek hedefe ulaşabileceğinizi bildirmek bizlerin görevidir. Söylediklerimizi büyük bir dikkatle dinlemek ve uygulamaya çalışmak da sizin için bir vazifedir. Böylelikle zimmetimize verilen bu İlahi emanetin hakkından gelmek ikimize de nasip olsun inşallah. Bu şiirler işte bu amaç için yazılmıştır ve burada cemaatimizin gelişimi için gerekli olan tüm nasihatler mümkün mertebe bir araya getirilmiştir. Şiirler genelde kısa ve özet olurlar. Bu kısalık benim de işime geliyor, çünkü uzun bir makale yazılsaydı tekrar tekrar okumak zaman alırdı ve herkes için de bu mümkün olmayabilirdi. Şiirlerde ise uzun konular kısa cümlelerin içine sığdırıldıkları için, bunları herkes gerekirse her gün bile inceleyebilir; gözünün her gün görebileceği bir yere de asabilir. Böylece de hafızasını hep tazeleyebilir. Unutmayın ki bazı şeyler küçük gibi görünüp etkileri büyük olur. Dolayısıyla burada yazılan hiçbir şeyi küçümsemeyin ve tüm nasihatleri amele çevirmeye çalışın. Daha birkaç gün bile geçmeden kendinizde bir değişiklik hissedeceksiniz ve kısa sürede sizlere bir gün havale edilecek iş için gerekli güç ve kabiliyeti kendinizde göreceksiniz.

 

Devamını oku...

Vâdedilen Mesih as’in birinci halifesi Hz. Mevlevi Nureddin ra şöyle buyurmaktadır:

Medine’de yaşayan bir Türk beni çok severdi.  Bir gün bana “hoşuna giden bir kitap varsa kütüphanemden alabilirsin. Kurallarımız buna müsaade etmez ama Kuran’a karşı olan sevginden ötürü sana istisna uyguluyorum” dedi.

Ben ona Kuran-ı Kerim’de Nasih ve Mensuh ile ilgili bir kitap almak istediğimi söyledim. O da bana bir kitap verdi. Kitaba göre Kuran-ı Kerim’de altı yüz ayet mensuh olmuştu (geçerliliği yoktu). Kitapta Kuran-ı Kerim hakkında böyle yazması hoşuma gitmedi. Kitabın hepsini okudum ama tad alamadım. Kitabı ona iade ederken şöyle dedim: “Ben gencim ve Allah’ın lütfuyla söz konusu altı yüz ayeti ezberleyebilirim. Ama kitabın içeriği hoşuma gitmedi.”

Türk yaşlı birisi olup kendi sahasında uzmandı. Bana “İttikan” isimli kitabı verip onun içinde de nasih ve mensuh bahsinin bulunduğunu anlatıp ilgili bölümü bana gösterdi.  Ben Mombe’den elli rupi verip “El-fevz-ül Kebir’i”  satın almış olmama rağmen henüz onu okumamıştım.

Sözün kısası ben İttikan’ı okumaya başladım. Kitapta ondokuz ayetin mensuh (geçersiz) olduğu yazmaktaydı. Bunu okuduğumda çok sevindim ve kendi kendime “ondokuz ayeti hemen ezberleyebilirim” dedim. Sevincim büyük olmasına rağmen, “İttikan”ı da beğenmedim. Çünkü bana bağışlanan gönül ve bilgi buna kani olmadı.

Devamını oku...

25 Haziran 2011 günü Vâdedilen Mesih’in 5. Halifesi ve Ahmediye Müslüman Cemaatinin dünya çapındaki Başkanı Hz. Mirza Masrur Ahmedatba, Almanya Yıllık Toplantısı (Jalsa Salana) sırasında misafirlere özel olarak bir hitapta bulundu.

Almanya Müslüman Ahmediye Cemaati Yıllık Toplantısının (Jalsa Salana) ikinci günü olan 25 Haziran 2011 tarihinde, Vâdedilen Mesih’in V. Halifesi ve Müslüman Ahmediye Cemaati’nin dünya çapındaki Başkanı Hazreti Mirza Masrur Ahmedatba, 300 kişiden kalabalık, Ahmedi olmayan bir misafir grubuna hitaben konuşmuştur. Konukların büyük bir bölümü Almanya’dan olmakla birlikte, Makedonya, Slovenya, Kosova, Bosna, Arnavutluk, Bulgaristan, Türkiye, Malta, Macaristan, Litvanya, Estonya ve de çeşitli Arap ülkelerinden temsilciler dinleyicilerin arasında hazır bulunmuşlardır. Konuklar arasında doktorlar, öğretmenler, avukatlar, politikacılar gibi çeşitli meslek gruplarından temsilcilerin yanı sıra, sıradan vatandaşlar da yerlerini almışlardır. Hz. Mirza Masrur Ahmedatba tarafından yapılan konuşmanın İngilizce olarak metne dönüştürülmüş halinin, Türkçeye yapılan çevirisi aşağıda sunulmaktadır.

 

Devamını oku...

Allahcc Kuran-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur:

“Ey inananlar! Allah’tan sakının ve kavl-i sedid (hem doğru hem de dolambaçlı olmayan bir söz) söyleyin. (Böyle yaparsanız) O, sizin için amellerinizi düzeltir, günahlarınızı bağışlar. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, şüphesiz o büyük başarıya ulaşır.[1]

Bugün dünya barış arayışındadır. Ama ne yazık ki, amacına diplomasi yollarıyla ulaşmaya çalışmaktadır.  Sözlük bakımından uluslararası ilişkileri düzenleyen antlaşmalar bütünü veya güç bir görüşme sırasında gösterilen ustalık ve becerikliliğe, “diplomasi” denmektedir. Ama fiilen diplomasi dolambaçlı kelimeleri ustaca kullanma sanatı anlamındadır. Bu sanatta bir kelime öylesine ustaca kullanılır ki, görüşmeyi yürüten kimse bir kelime kullanır ve kullandığı kelimenin bir manasını zihninde tutarken, muhatabın aklına kelimenin başka bir mefhumunu yerleştirmek üzere gayret gösterir. Diğer bir deyişle, diplomatik kelimeler dolambaçlı olup, bir birine ters düşen zıt anlamlar ihtiva ederler. Ancak İslam, insanın iç ve dış, maddi ve manevi, toplumsal, ulusal ve uluslararası huzuru ve barışını sağlamak için dolambaçlı ve diplomatik kelimelerin terk edilmesini ve yerine “kavl-i sedidin” kullanılmasını talep etmektedir.

Vadedilen Mesih’in III. Halifesi Hz. Mirza Nasir Ahmedar şöyle buyurmaktadır: “Kuran-ı Kerim sadece doğruyu söyleyin demekle yetinmeyip kavl-i sedidin söylenmesini istemektedir. Yani derece ve makam açısından en üstün olan doğru söz, içinde hiç bir şekilde dolambaçlık bulunmayan ve her türlü kurnazlıktan müberra kılınmış (aklanmış) bir söz.

Devamını oku...

Şii inancına göre Hz. Resulullahsav ölümünden sonra Hz. Ali’ninra halife olacağını açık bir şekilde vasiyet ettiği halde, Hz. Resulullah’ınsav vefatından sonra vasiyet yerine getirilmemiştir. Hz. Resulullah’ınsav Hz. Ali’ninra hilafeti ile ilgili vasiyeti Şii inancına göre şöyledir:
“Hz. Resulullah’ınsav vefatından sonra hükümeti ve iktidarı ele geçirmek her ikisinin (Hz. Ebu Bekirra ile Hz. Ömerra) planlarıydı. Onlar başlangıçtan beri o gaye ile entrikalar çevirmekteydiler. Onlar aynı fikirde olan bir topluluğu da hazırlamışlardı. Onların hepsinin gayesi Hz. Resulullah’ınsav vefatından sonra hükümeti ele geçirmekdi. Bunun dışında Kuran-ı Kerim ve İslam ile onların hiçbir alakaları bulunmuyordu.”[8]

Yani: Ben kimin “Mevla”sı isem, Ali (de) onun “Mevla”sıdır. Allah’ım! Herkim ona dost olursa Sen (de) onun dostu ol ve herkim onun düşmanı olursa Sen (de) onun düşmanı ol.[1]

Şii rivayetlere göre Hz. Ömerra Hz. Ali’yera hitaben şöyle demiştir: Gözün aydın ey Ali! Sen benim “Mevlam” oldun ve inanan her erkek ve kadının da “Mevla”sı oldun.[2]

Gerçek şudur ki, bu ve buna benzer diğer rivayetlerde Hz. Resulullah’tansav sonra Hz. Ali’ninra halife olacağı asla bildirilmemiştir. Aksine bütün inananların Hz. Ali’yira dost edinmeleri tavsiye edilmiştir. “Mevla” kelimesi, dost veya azat edilmiş köle yahut efendi ve lider anlamında kullanılır.

 

Devamını oku...

Şimdi hiç mensubu ve adı kalmayan Ahrar adlı Müslüman olduğunu söyleyen bağnaz bir grup, 1934 yılında dünyevi gücüne dayanarak Ahmediye Cemaati’nin Merkezi olan Kadiyan’ı yerle bir etme tehdidinde bulunmuştu. Bunun üzerine Vâdedilen Mesih’in İkinci Halifesi ra, cemaatin Hindistan’la sınırlı kalmayıp tüm dünyaya yayılabilmesi için Ahmedi Müslümanlardan özel fedakârlıklar talep etti.

Tüm Ahmedilerin canları, malları, zamanları ve ellerindeki tüm imkânlarıyla Allah yolunda bu fedakârlıkları göstermesini istedi.

Bu plan kendisine ait olmayıp, Allah tarafından kendisine ilham edilmişti.

O günden beri cemaat içinde gelenek olarak Ramazan Ayı bitmeden Tahrik-i Cedit çandalarını ödeyen kişiler Halife’ye bildirilir ve onun duasını alırlar. Bundan dolayı Ahmediler Tahrik-i Cedit çandalarını Ramazan Ayı bitmeden ödemeye çalışırlar.

İkinci Halifesi Hazretleri ra 23-30 Kasım ve 7 Aralık 1934’teki Cuma hutbelerinde istenen fedakârlıkların ayrıntılarını cemaatin önüne koydu ve Tahrik-i Cedid’e gönüllü olarak katılmak isteyenlerden ilk olarak aşağıdaki 19 istekte bulundu:

Devamını oku...

ahmediyecemaati videoları Dailymotion'da

Maneviyat 5. Sayısı Yayınlandı

Çocuklar Bölümü Oyunlar, Bulmacalar, Eğlenceler

Ses-mp3 Sizin İçin Seçtiklerimiz

Video Sizin İçin Seçtiklerimiz

Downloads: 47

Sabrın Bereketleri

Kitap Sizin İçin Seçtiklerimiz

Downloads: 77

Dostlarım, bana biraz olsun kulak verirmisiniz? Çağımızda maddiyatçılığın karanlığı yeryüzünün her köşesine yayılmış ve birço...

Muslim Tv Ahmediye

Galerimiz Resimler

Jalsa Salana

Kimler Sitede Çevrimiçi Konuklarımız

Şu anda 41 konuk çevrimiçi